Merhaba

Merhaba


Sizlere iyi şeyler, güzel şeyler, yeni şeyler sunmak istiyoruz. Sonra bir bakıyoruz; yeni dediğimiz nedir ki? Tarih boyunca insanlık hep en sonunda başa dönmüş. Başa güreşenler neredeler? Bir de bizim gözümüzden görün, okuyun mu desek? İpek Yolu'nun en önemli noktalarından, Kilikya'nın korsan şehri Yumurtalık, Hipokrat, Büyük İskender, Marco Polo'ya ev sahipliği yapmış. Medeniyetler geçidi gibi. Sağlık, ticaret merkezi olmasıyla, deniziyle ve şimdilerde sanayisiyle, dalyan balıkçılığıyla dikkat çekiyor. Doğu Çin'deki tarihi Suzhou'ya, 'Çin'in Venedik'i' tanımlaması yapılıyor. İnsana dünyada gidilmesi, görülmesi gereken güzellikler, uzaklıklar var, dedirten bir kent. Ödüller alan bir filme ismini de veren nehriyle, kendine özgü mimarisiyle ve UNESCO tarafından 1997'de Dünya Mirasları Listesi'ne girmeyi başarmasıyla ilgi derliyor. Palandöken'e sırtını yaslamış, birçok uygarlığı ağırlamış, Anadolu'da ilk Türk beyliğinin kurulduğu, ticaret yollarının konaklama merkezi Erzurum'u, yağan karın eşliğinde geziyor ekibimiz. Karın bu kente çok yakıştığını tahmin edebiliyoruz. İlk yemek kitabımız, 'Melceü't Tabbahin'in Türkçe karşılığı 'Aşçıların Sığınağı.' Yazarı Tıbbiyeli Mehmet Kamil, Osmanlı mutfağının Avrupa'da tanınmasına vesile olmuş. Ağaçlar, gölgesine sığındığımız ya da kovuklarında, dallarında sincapların, kuşların yuva yaptığı bitki türleri değil yalnızca. İnsanların umutlarını bağladığı, dallarına dilekler astığı, eski çağlardan beri tanrısallık, kutsallık yüklediği, günümüzde de tahtaya vurarak kötülüklerden korunmamızı sağlayan inançların da sığınağı. Sema Gülez Oyunculuğu, oyunculuk yeteneğini, tekniğini vb. her zaman çok önemsiyoruz. Bir oyuncunun günceli takip ederek, sanatın, bilimin, edebiyatın, siyasetin, yaşamın, dünyanın dışında kalmadan entelektüel donanımını arttırmasını, güçlendirmesini beklemek en doğal hakkımız. Çünkü yorumuna bunları kattığında hem daha hakiki hem de daha inandırıcı olacaktır. Doğrudan bir bilgilendirilme değil ihtiyacımız olan. Birikimlerimizin ete kemiğe bürünmüş haliyle buluşmamız. Memet Ali Alabora, çağdaş olanın peşine düşmüş, hem olup bitenle ilgilenen hem de tavrını koyabilen bir oyuncu. Bir tiyatronun yönetimi ve iletişimi işini de üstüne alması, oyunculuğunu aşan sorumlulukları da üstlenebileceğini gösteriyor. Yüksel Arslan sergisi, bizim düşüncelerimizi resim sanatı açısından da teyit etmemize neden oldu. İki satır duyup, okuyup, kafasına tas gibi geçiren, 'amentü'sü belleyen insanlar ordusunun içinden ancak böyle bir çabayla sıyrılabilir insan. Aklın süzgecinden geçirerek, sınayarak, gözleyerek, yaşayarak, anlayarak, uygulayarak, arayarak, durmayarak... Bu sergiyle ilgili okadar çok yazıldı ve övgüler duyuldu ki, dışında kalmak mümkün değildi. Sizlere bir de bizim kanalımızdan onu ulaştırmak istedik. Keyifli okumalar...