
KENTTARİHİ Yazı: Mehmet Ali Kılıçbay Adını Elmadan Alan Şehir
KENTTARİHİ Yazı: Mehmet Ali Kılıçbay Adını Elmadan Alan Şehir Almatı Botanikçilerin 'Malus sieversii' adını verdikleri vahşi bir elmanın, bugün dünyada varolan tüm elma çeşitlerinin atası olduğuna ilişkin ciddi kanıtlar bulunmaktadır. Bu elmanın vatanı, Kazakistan'ın bugün Almatı adını taşıyan en büyük kentinin civarıdır ve zaten şehrin adı da elmadan gelmektedir. Sovyet döneminde Alma-Ata (elma ata) biçiminde şekillenen bu ad, bugün Almatı (elması bol) haline gelmiştir. Ama mademki elmanın atası buradadır, ohalde Alma-Ata da hoş bir ad olarak korunabilirdi. İstanbul ve Marsilya ile yaklaşık olarak aynı enlem üzerinde olmasına rağmen, aslında Orta Asya'nın iyice içlerinde yer aldığı için karasal bir iklime sahiptir. Bu nedenle bölgede insan yerleşimleri geç tarihlerde, MÖ 900 yıllarında başlamıştır. Ancak yerleşilen yerler sabit tarımsal köyler olmanın uzağında, geçici göçebe yerleşimleri olmuştur. Gerçek yerleşik hayat ancak MS 8-10. yüzyıllarda (Anadolu'dan 10-11 bin yıl sonra) ortaya çıkacaktır. Önce köylerin, ardından birkaç kentin oluştuğu bölge, 10-14. yüzyıllar arasında ünlü İpek Yolu'nun önemli duraklarından biri haline gelmiş ve 13. yüzyıl metinlerinde adı Almatu olarak geçen kent, İpek Yolu'nun en önemli ticaret, imalat ve tarım merkezlerinden biri olma noktasına yükselmiştir. Almatu, kervanların Çin'den kalkarak Avrupa'ya ancak üç yılda varabildikleri bu yol üzerindeki stratejik konumu nedeniyle, erkenden Orta Asya'nın önemli kentlerinden biri haline gelmiştir. Kent, 15-18. yüzyıllar arasında İpek Yolu'nda meydana gelen dönüşümlerden etkilenerek gerileyecektir. Avrupalıların Doğu'ya doğru deniz yollarını açmalarıyla, karayolları güvensiz ve pahalı olduklarından yavaşça terk edilmişlerdir. Öte yandan Avrupa, bu dönemde Çin ve Hint'teki kadar iyi kumaşlar yapmaya başlamış ve zaten çok uzun süren kervan taşımacılığı buna dayanamamıştır. Öte yandan deniz yoluyla yapılan baharat ticaretinin, ipek ticaretini geride bırakması da son darbeyi vurmuştur. Almatu'da bunların etkileri, gerileme ve küçülme olarak yaşanacaktır. Zaten tam bu dönemde Kazak devletinin kurulma çabaları da su üstüne çıkmıştır. Çok geniş bir step coğrafyasında, çok dağınık bir şekilde yaşayan kabileler ve etnik unsurlar uzun süreli bir egemenlik mücadelesine girişmişler, sonunda Çungarları 1730'da tam bir yenilgiye uğratan Kazaklar, Almatu'nun merkez olduğu devletlerini kurmuşlardır. Ancak bölge kısa bir süre sonra -18. yüzyıl boyunca- hem doğuda hem de batıda hızla yayılan Rusların eline geçmiştir. Bu arada Almatu, gerek ticaretin 12 Yolculuk