Yolculuk Dergisi 69. Sayı

Bana İnsan'ı Verin


KİTAPLIK Bana İnsan'ı Verin Günümüz dünyası; çalkantıları, teknolojisi, çatışmalarıyla ilkel dönemlerden bu yana insanın karşı karşıya kaldığı her şeyin başkalaşmış versiyonunu yaşıyor; insanoğlunun çıkış arama çabaları da devam ediyor. Kalp, tansiyon, şeker, kanser, depresyon, stres gibi illetlerle karşı karşıya kalan çağımız insanı, adeta kendi kendini tüketir hale geldi. Tüketim toplumlarının insanı giderek yoksullaştırdığını gören Dr. Nevzat Pehlivan, uzmanlık alanı olan psikiyatrinin, inançlı ve duyarlı kişiliğinin de etkisiyle; insanın mutsuzluğu, kaygıları, sıkıntıları, huzursuzluğu, çatışmaları ve yabancılaşmasına odaklanmış. Bu alandaki rahatsızlığını gidermek üzere, bir anlama, anlamlandırma çabasına girmiş. Batı ve Doğu'nun bilge ve düşünürlerinin görüşlerinden yola çıkarak, insanın bugün içinde Hazırlayan: Sema Gülez - Şebnem Türkoğlu bulunduğu karmaşayı çözmeye, çözüm aramaya çalışmış. Paylaşılan düşüncelerin birilerine ulaşacağı umuduyla insanın çözümünü insanda aramış. Kaybettiğimiz, terk ettiğimiz değerlere sarılmış. Gerçekte de çağdaşlaşmayla birlikte keşfedilen geleneğin, hayata geçirilmesi insanı zenginleştirmez mi? Geçmişin birikimleriyle bu noktalara gelmiyor mu insanoğlu? Ruh, beden ve zihnin uyumu, birlikteliği, içimizdeki karanlıkların kalkmasına ve kendimize ulaşmamıza, farkındalığa yol açmaz mı? 'İnsanın kendine hem en samimi dost hem de en şiddetli düşmanı olduğunu' neden göremeyiz? Sevmek, sabretmek, vefa, rıza, merhamet, cömertlik, doğruluk, hak, adalet, güven, samimiyet, kanaat gibi erdemleri hatırlatıyor yazarımız. Çıkar ve rahatlık fikrinin, her şeyin önüne geçtiğini; tüketim çılgınlığıyla, hasta edici tıbbi bakım ve aptallaştırıcı uzmanlık eğitiminin modernleşme adına insanı teslim aldığını ve insanın her şeye sahip olma isteğiyle güce şartlandığını görerek, insanları sürekli öğrenmeye ve bilgeleşmeye çağırmış. Sevgi, erdem, dostluk, sorumluluk ya da korkularımız, öfkemiz... 'Yine ölmek değildir ömrümüzün en feci işi, müşkül budur ki, ölmeden evvel ölür kişi.' Uzm. Dr. Nevzat Pehlivan / Uludağ Yayınları / Felsefe / 2009 / 96 Sayfa Gümrüğe Dair Ahmet Özenalp, yılların birikimi ve çabalarını yansıttığı, Eko Haber gazetesindeki köşe yazılarından derlediği kitabında, gümrük ve dış ticaret üzerine adeta tarihi bir belge oluşturmuş. Kapak tasarımı, tüm sadeliğiyle kitabın dikkat çekici olmasına katkıda bulunmuş. Yazmanın ve yazdıklarının bir amaca hizmet etmesinin hazzına bir kez ulaşmaya görsün insan. Düşündüklerini paylaşmanın her platformda mümkün olacağını bilmek gerekir. Yeter ki paylaşabileceğimiz düşüncelerimiz olsun. Ahmet Özenalp, mücadeleci kimliğiyle yazmaktan, anlatmaktan bıkmayan, usanmayan, aktivist tavrıyla, kah Başbakan'a kah bakanlara seslenerek, bürokrasiye dert anlatarak, seminerler, paneller, konferanslar ve sempozyumlara katılarak, kanunların meclisten geçişi aşamasında, mahkemelerde bilirkişilik yaparak, zirveler düzenleyerek, kendisini bir anda içinde bulduğu lojistik dünyasında da bir misyoner gibi çalışmıştır. Asıl uzmanlık alanı gümrük olan yazar, mevzuat konusuna hakimiyetiyle tanınır. Sivil toplum örgütlerinde de etkin çalışmalarıyla dikkati çektiğinden, yalnızca iş adamı kimliğinin arkasına sığınmamıştır. Yazılarında da alanını geniş tuttuğunu görüyoruz. Kayınpederini rahmetle anarak, ahde vefada kusur göstermemesi de komplekssiz kişiliğine işaret ediyor. 'İşimizin Ara Güler'i olmalıyız.' diyerek mükemmeliyetçiliğini de vurgulamış oluyor. Ahmet Özenalp / Ekin Yayınları / Ekonomi / 2009 / 418 Sayfa 116 Yolculuk