Yolculuk Dergisi 68. Sayı

K ıştan çaldığı ılık bir akşamüstüyle karşıladı bizi Sinop


K ıştan çaldığı ılık bir akşamüstüyle karşıladı bizi Sinop. Uzun süren bir yolculuğun ardından gün batarken İnceburun'da bulduk kendimizi. Türkiye'nin en kuzeyindeki Sinop'un, en kuzeyinden başlamak istedik keşfimize. Beyaz deniz fenerinin yanından devam eden, ahşap çitlerle çevrilmiş yürüyüş yolundan çıkıp kayalıklara ilerledik, daha da kuzeye, varabildiğimiz kadar uca varmak istiyorduk. Gün batarken uzaktan geçen balıkçı teknesi, denize vuran güneşin ışıltılarını savurdu üzerimize. Işıltıları giyindik, denize, güneşe bezedik üstümüzü, denizin kokusunu süründük, takaların sesini taktık kulaklarımıza, boynumuza balıkçıların selamını astık; artık hazırdık... Sinop ve deniz, iki aşık sevgili Denizi doya doya yaşayan, Türkiye'nin en kuzey ucunun bekçiliğini yapan, antik çağın ünlü düşünürü Diyojen'in doğduğu yer olan, tanrıça Sinope'nin ülkesi, küçük ve sevimli şehir merkezi ve sıcacık insanlarıyla Sinop'u keşfetmek üzere can atıyoruz. Kıştan çalınan günlerin hakkını vermek için güneşli bir sabahın tadını çıkarmak üzere, sahildeki kafelerden birine atıyoruz kendimizi. Sinop'un yöresel lezzetlerinden biri olan cevizliüzümlü ve kıymalı nokul ısmarlayarak çay eşliğinde kahvaltımızı yaptıktan sonra limana doğru ilerliyoruz. Sıra sıra teknelerin, takaların, çektirmelerin yanından geçiyoruz, ağlarını tamir eden, teknelerinin temizliğini yapan, gece avından dönen, akşamki sefere hazırlanan balıkçılara selam vererek yürüyoruz. Limanın en ucuna geldiğimizde Yıldız Kardeşler adlı büyük tekneyle karşılaşıyoruz. Büyüklüğü, turuncu renginin güneşin altında saçtığı ışık ve en önemlisi önündeki hareketlilik bizi oraya doğru çekiyor. Balıkçılar ağlarını tamir ediyor ve denizdeki diğer teknelerinden gelecek habere göre akşamüzeri ava çıkmak üzere hazırlıklarını yapıyorlar. Sinop ekonomisi için çok önemli bir yere sahip olan balıkçılığın, yanlış avlanma, fazla sayıda balıkçı, iklim değişiklikleri gibi birçok nedenden ötürü eskisi kadar kazandırmadığı, balığın çok azaldığı, tüm balıkçıların ortak derdi. Oysaki hamsi deyince akla gelen ilk şehirdir Sinop. Karadeniz'de avlanan hamsi miktarının yarısına yakını Sinop'tan avlanır. Yıl içerisinde de çinekop, lüfer, kofana, palamut, kefal, istavrit, mezgit, barbunya ve kırlangıç gibi çeşitli türlerde balık verir deniz, Sinoplu balıkçılara. Sinop, denizinden ayrı düşünülemez, birbirine aşık iki sevgili gibidir onlar. Sadece balıkçılığa değil, turizme de can verir. Karadeniz'de denize girilmez, diyenleri yalancı çıkarır Sinop. Sakin koyları, incecik kumlarıyla, güney beldeleri kadar uzun olmasa da temmuz ve ağustos aylarını kapsayan sezonunda Karadeniz'in sayfiye yeri haline gelir. Sinop ve kıyıdaki ilçelerinde, otel, pansiyon gibi pek çok konaklama imkanı mevcut. Bizi ağırlayan Otel Bossinop da bunlardan biri. Bu yaz da güneye ya da Ege'ye değil de başka bir yere gitsek diyenlere duyurulur... İnceburun'dan şehre giderken önce Hamsilos Koyu'na ardından Akliman'a uğradık. Ününü çokça duyduğumuz Hamsilos'a vardığımızda, doğa yine şaşırttı bizi. Deniz, dik ve dar kayalıkların çevrelediği koyun içine doğru ilerliyor, Hamsilos Koyu, yıllar boyu denizcilere güvenli ve sakin bir sığınak oluşturuyor. Akliman'da ise küçük bir tesis, birkaç piknik masası ve küçük bir balıkçı barınağı bulunuyor. Şehir merkezine yakın olması nedeniyle, özellikle yaz aylarında Sinopluların piknik yapmak ya da denize girmek için geldiği yerlerden biri Akliman. 38 Yolculuk