Merhaba

Merhaba


Başyazı Merhaba, Yeni bir yıl yeni bir yaşam vaat eder mi, bilemiyoruz ama yaşamı güzelleştirmek, yaşanır kılmak bizim elimizde. Görülmesi, izlenmesi, dinlenmesi, okunması, yaşanması, yapılması, alınması, gidilmesi, yenmesi, öğrenilmesi gerekenler, zamanı gelince olacaklar listemizin uzantısı olmaya devam edecekler. Yaşam bizi içine çektikçe, ona ne kadar katıldığımızı görebileceğimiz, hissedeceğimiz o kadar çok şey var ki... Dünyada öyle çok gezilecek yer, görülecek şey var ki... Bizi oyalayacak ve bu dünyayı yaşanır kılacak, aynı zamanda da düşündürtecek, kah sevindirip kah üzecek ne çok şey. Tren ve bisiklet kullanımının desteklendiği, yemyeşil tepelere sırtını dayamış "barok mücevher" olarak bilinen bir ortaçağ şehri Salzburg. Mozart'ın doğum yeri... UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne İstanbul'un da böylesi korunarak çoktan girmesini dilerdik. Avrupa, siyasî ve kültürel anlamda olduğu kadar akrabalık ilişkileriyle de birbirine bağlı tarihiyle dikkat çekiyor. Türkiye'nin Avrupalılığıysa hep araştırılmaya, tartışılmaya muhtaç bir konu. Hızla, kontrolsüz büyüyen yoksul bir üçüncü dünya kenti ve maziye gömülmüş bir ihtişamın, unutulmuş bağlantıların, yitip giden hoşgörünün simgesi olmaya mı evriliyor İstanbul? İnsanların birbirini duyamadığı, anlamadığı, herkesin kendine kilitlendiği noktada, sanat devreye girerse neler olmaz ki... Sanatın dilini kullanarak barışa çağrıda bulunmak isteyenleri desteklemeli. Gerçekten de "yaşam dururken ölüm savunulabilir mi?" Birlikte yaşamayı başaramazsak, korkularla ve sürekli potansiyel suçlu arayan zihnimizle kötülük üretebiliriz. İyi ya da kötü insandan çok, iyilik ve kötülük potansiyelinden söz edebiliriz. Öncelikle, insanların içindeki iyilik ya da kötülüğün harekete geçirilmesinin şartlarının oluşup oluşmadığına bakmak gerekir. Özü iyi ya da kötü olanlar için bu Sema Gülez şartların belirleyicilik katsayısı düşük olabilir. En iyi insanı bile zıvanadan çıkarabilecek, olmadık suç ve eylemlere teşvik edebilecek şartlar oluştuğunda, yapılabilecek çok bir şey olmasa gerek. Onu, bunu suçlamaktansa, yaratılan boşluklara ve nelere meydan verildiğine bakılması gerekir. Üretilen politikalar ve icraatların sorgulanmasında yarar var. Çatışmadan beslenemeyeceğimize göre barışı desteklemek gerekir. Mogan ya da Abant, yüzümüzü nereye çevirirsek çevirelim, koruma problemiyle karşı karşıyayız. Lüks tutkumuzun tuzaklarıyla... Kırıp, döküp yerine yenisini yapma takıntımızla... Önceliklerimizi belirleyemiyor, vatan-millet-Sakarya söyleminin arkasına saklanıyoruz. Fışkıran güzelliklerimizi bile göremiyor, yok ediyoruz. Fransa'da Türkiye Mevsimi yaşanıyor. Bir avuç insanın kısıtlı bütçelerle, özveri, inanç, donanım ve tüm becerilerini ortaya koyarak gerçekleştirdiği etkinlikleri Fransa'dan Deniz Y alım Kadıoğlu aktarıyor. İKSV Başkanı Görgün Taner ve ekibini kutluyoruz. Gribe karşı, yiyeceklerle, iyi beslenerek savaş verelim. Zengin Türkiye mutfağı bunu sağlayacak yiyecek çeşitleriyle dolu. Üstelik lezzeti de unutmadan. Y eni yılda Feyza Hepçilingirler'in çağrısına kulak verelim sevgili okurlar; önce kendimizle barış imzalayalım ve iç huzurunu, dinginliği yakalayalım.