
Sanatın Evrensel Dili
Sanatın Evrensel Dili Yazı: Ahmet Telli Sanat, bireyin özgürleşme eylemidir ve bütün sanat dalları, insanın insanca yaşayabileceği bir dünyayı düşler. Bunun için yazılır şiirler, romanlar, öyküler; bunun için bestelenir müzikler. Sanat düzeyine ulaşmış yapıtlar, insanın insanla ve insanın doğayla ilişkisini estetize ederek, sezgi yoluyla yaşama biçimi olarak belirlenmesine yol açar. Denebilir ki, insanın özgürleşmesi, bir bilinç ve duyuş işidir. Gelgelelim, kültürün yaşanabilir olmaktan çok, tüketilebilir bir noktaya sürüklenmesi sonucu, sanat da, bireyin kendini gerçekleştirebilmesi için bir olanak olmaktan uzaklaştırılarak, tüketim nesnesi durumuna indirgenmişse, bundan en çok o toplumun geleceği, toplumun gelecek için kurduğu düşler kararır. Karmaşık bir olgu bu. Belki bu yüzden, kültürden ve sanattan uzaklaşılması sonucu, birbirine en yakın olanlar bile bir anlaşmazlığa sürükleniyor, birbirlerinin ne söylediğini duymuyor, algılamıyor, yaygın bir terimle "empati" kurmuyorlar. Oysa dili ve anlatımı yaşamdan beslenen sanat yapıtları, işte bu kör noktayı ışıklandırmak için vardır. Sanat, yaşamın insani değerlerini durmadan hatırlatır bize. Sanatın dili bir çağrıdır; umuda, sevgiye, dostluğa, barışa çağrıdır. Bu evrensel dilin başkaca da bir yaptırım gücü yoktur. Bu bakımdan da umutsuzluğun, sevgisizliğin yaygınlaştığı zamanlarda, yaşamın bu biçimine itiraz yoluyla müdahale eder. Sanatçı dediğimiz kişiler bu eylemi, itiraz eylemini, sanat yapıtları yoluyla yaptıkları gibi, bireyler olarak da gerçekleştirebilirler. Nitekim birkaç aydır, yüzlerce sanatçı bütün topluma bir mesaj ulaştırmak için kendi aralarında internet yoluyla bir araya geldiler ve kısa ama anlamlı, yalın ama geleceğe uzanan "Barışı Kim İstemez" başlıklı bir mesaj kaleme aldılar. Bu mesaj birçok dile de çevrildi. Mesaj aynen şöyle: "Hayat dururken ölüm savunulmaz. Sussun silahlar, biz barış istiyoruz. Barış, sadece silahın susması, kanın durması, gözyaşının dinmesi değildir. Barış sevmektir. Korkmadan konuşmak, kızmadan dinlemek, nefret etmeden bakabilmektir. Huzur içinde yaşayıp, ecelinle ölmektir. Cenazeni öfke ve nefretle değil, hüzün ve yasla gömmektir. Ananın çocuğuyla, ninenin torunuyla aynı dilde gülmesidir barış. Konuşalım, bitsin bu kan kokusu. Susmaktan, kan ve barut koklamaktan iğrendik. Biz barış istiyoruz. Bizler bugünden itibaren tüm sanatsal üretim ve eylemlerimizi barış için gerçekleştireceğiz. Herkesi sanatsal eylem ve ürünleriyle bu çabamıza ortak olmaya çağırıyoruz." Barış İçin Sanat Girişimi, atölyelerde, galerilerde ve olanak bulabildiği her mekanda barışı dile getirecek bu süreçte. 3 Kasım günü Garaj İstanbul'da, girişimin ilk etkinliği, umuda ve sevgiye duyulan özlemin rüzgarını estirdi. Kardeş Türküler, Sennur Sezer, İbrahim Rojhilat, Roni Marguiles, Ahmet Telli, Mercan Erzincan, Havva Karadaş, Boğaziçi Gösteri Topluluğu, Y asemin Göksu, İlkay Akkaya, Mustafa Mayda, Selda Öztürk, Eşber Y ağmurdereli, Aynur Seyrek, Mezopotamya Kültür Merkezi, Feryal Öney, Nesimi Aday, Önder Kızılkaya, Sezai Sarıoğlu gibi daha yüzlerce sanatçı vardı salonda. Bunlar çeşitli dillerde şarkı seslendirip, şiir okudular ve oyun sahnelediler. Duvarlardaki afişlerde kız çocuğu barışa pedal, erkek çocuğu çember çevirmekteydi. Afişlerin yalınlığı ve güzelliği görülmeli mutlaka. Barış talebinin farklı kültürlerde dillendirildiği etkinlik sonunda ve saatler gece yarısını bulduğunda, herkes sahnedeydi ve hep birlikte "Hayat Bayram Olsa" şarkısını seslendirdiler. İşte o anlarda, sanatın gücünü duyumsuyor insan, bu çağrıya el ve gönül vermemek mümkün mü, diye düşünüyor. Evet, bir ülkenin sanatı ve sanatçıları çığlık çığlığa barıştan yanaysalar, onlara kulak verilmeli. Geleceği, yaşamı ve çocuklara bırakılacak doğayı yaşanabilir olarak düşlemek, sanatçının büyük ütopyası. Barış İçin Sanat Girişimi'nin adresi: www.barisicinsanat.org 10 Yolculuk