Yolculuk Dergisi 66. Sayı

Avrupa'nın Deniz Feneri: İstanbul


SAYFALARDAYOLCULUK Yazı: Fatih Balkış Avrupa'nın Deniz Feneri: İstanbul Hollandalı yazar Geert Mak, "Avrupa'da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler" adlı oylumlu kitabında, kişisel bir deneyimden yola çıkarak, 20. yüzyıl Avrupa'sının panoramasını çiziyor bizler için. 1999'da yaşadığı kentten, Amsterdam'dan başlayan yolculuğu 1900'lerin Paris'inden ve Londra'sından geçerek, Berlin'e ve Viyana'ya uzanıyor. Ardından tarihteki ilerlemelerle birlikte Versay, Stockholm ve yeniden Berlin, Barselona, Roma gibi şehirlere uğrayarak Avrupa'daki son çözülmelerin yaşandığı yakın tarihimizde, Saraybosna'da yaşananlarla son buluyor kitap. Ama bizzat Mak'ın yolculuk ettiği bu şehirlerdeki gözlemleriyle, yüzyıl başındaki Avrupa'nın tarihsel, kültürel ve siyasi hayatından önemli kesitler de aktarılıyor. Doğal olarak bu kitap çokça tarihî olaylara, anılara dayansa da temelde bir tarih kitabı değil. Bütünüyle yazarın kıvrak kalemi sonucu oluşmuş yaşantı ve gezi kitabı. Tarihe yön veren küçük ayrıntıların, Avrupa'yı uzun yıllar meşgul etmiş olan Dreyfus davasının, Kopernickli sahte yüzbaşının tiyatrolara ve filmlere konu olan isyanının, Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesinin ve Avrupa'nın defalarca dağılışının, bütün değerlerini yitirişinin ve sonra yeniden küllerinden doğuşunun destansı hikayesi anlatılıyor. Geert Mak, bin sayfalık kitabını Avrupa düşüncesinin temeline oturtmayı başarmış. Yani yüzyıllar önce başlayan birleşmiş bir Avrupa düşüncesi. Öyle ki, Mak'ın anlatımıyla küçük bir köyde yaşanan çalkantılarmış gibi her haberin duyulduğu, kralların birbiriyle akraba olduğu Avrupa'da yaşanan savaşlara küçük talihsizliklerin ve inatların yol açtığını bize gösterecek kadar da ironik bir anlatımı var. Bunu anlamak için kitabın henüz ilk sayfalarında karşımıza çıkan manzaraya bakmamız yeterli oluyor. İngiltere Kraliçesi Victoria'nın 1 Şubat 1901'de gerçekleştirilen cenaze töreninde, kortejde yürüyenler sırasıyla şunlardır: "Yeni Kral Edward, 'benzi kül gibi, bakışları donuk ve yorgun' onun yeğeni ve Almanya İmparatoru II. Wilhelm 'bıyıkları sarkmış', kuzeni ve Belçika Kralı II. Leopold, eniştesi ve Yunanistan Kralı I. George, 'sarışın ve mavi gözlü' yeğeni Prusyalı Heinrich, Hessen Grandükü ve bu şekilde, en başta İmparator Wilhelm olmak üzere, Hannover Hanedanlığı'nın tamamı ayaklarını sürüyerek Londra sokaklarında yürümektedir." Bu sahne bize Avrupa'nın yalnızca siyasi ve kültürel anlamda değil, ailesel bağlarla da birbirine bağlandığını gösterir. Geert Mak'ın da yolculuğunun her durağında, gözlemlediği her olguda, açığa çıkan bir gerçektir bu. Avrupa bir bütün olarak birbirine bağlanmıştır ve Saraybosna'daki küçük bir kelebeğin kanat çırpışı, kadim kıta Avrupa'da felakete dönüşmüş olan Dünya Savaşı'na dönüşebilmiştir. Mak'ın rotasında Türkiye, zaman zaman Avrupa tarihindeki ana olayların uzağında kalan ama bundan en fazla etkilenen bir ülke görünümündedir. Birinci Dünya Savaşı'na ait şu hikaye, özellikle bu uzaklığı, ama acıların en 108 Yolculuk