
Eski Beyoğlu'nun İzinde
GEÇMİŞİNİZİNDE Yazı: Oğuz Erten Sanat Tarihçisi arthistoryoguz@hotmail.com Eski Beyoğlu'nun İzinde Bilirsiniz Ramazan sohbetleri hoş olur. Sofrada başlayan yemek üzerine konuşmalar, bir süre sonra karnımızın doymasıyla mıdır bilinmez, daha farklı mecralara doğru kayar. Ramazan'ın verdiği uhrevi hava bunun cabasıdır. Dinî unsurlar da içeren hikayeler, bir süre sonra tanıdıklarımızın başına gelmiş bu tarz ilginç öykülerin anlatılmasına dönüşür, oradan da rüyalarımızda gördüğümüz ilginç çıkarımları olan hikayelere doğru gider. Bazen iftardaki yemeklerin de verdiği ağırlıkla hikayeler, korkutucu bir gece geçirmemize bile sebep olabilir. Ama bu hikayeler, dinleyenlere her zaman çekici gelmiştir. Geçtiğimiz ay yine böyle bir akşam, akrabalarımızla yaptığımız bir iftardan sonra sohbetin koyulaşmasıyla, konu o malum mecraya doğru akmaya başladı. 35 yaşlarındaki bayan akrabamız, birkaç başarısız anlatma girişiminden sonra yeterli ilgiyi çekip başından geçen ilginç olayı heyecanla anlatmaya başladı. Bu, gördüğü bir rüyaydı. Sıra sıra dizilmiş yatakların bulunduğu çok büyük bir mekan içinde ilerliyormuş. Ona eşlik eden biri de varmış. Yataklarda yatanların hepsinde hoş bir gülümseme varmış. Teker teker durup onlarla konuşuyormuş. Daha sonra yanındaki kişi "Hadi seni Loğusa Kadın'ın yanına götüreyim." demiş. O büyük mekandan daracık bir mekanın içine girmişler. Onun da içinde bir yatak varmış ve yatağın içinde bembeyaz, ışık saçan bir yüze sahip, gülümseyen ama hiç konuşmayan Loğusa Kadın yatıyormuş. Yatağın üzerinde bir beyaz çarşaf neredeyse tüm odayı kaplayacak gibi seriliymiş. Loğusa Kadın'ın sadece başı gözüküyormuş. O sırada akrabamız, "Loğusa Ana sana güvercin getirdim." demiş ve o an elinde beliren beyaz bir güvercini havaya kaldırıp salmış. Güvercin, odanın içindeki düz, demirle kapalı küçük pencereye uçarak konmuş. Loğusa Kadın hiç sesini çıkarmadan akrabamıza gülümseyerek bakıyormuş. Bir süre böyle sessiz durduktan sonra biraz doğrulmuş ve "Buraya tekrar geleceksin." demiş. Rüya böyle bitiyor. Ama akrabamız bu rüyanın etkisinde kalmış, öyle bir anlatıyordu ki o akşam orada onu dinleyen herkes hikayenin sonunda ne olacağını merak ederek put kesilmiş dinliyordu. Bir meddah gibi mimik ve el hareketleri ile dinleyenleri sanki bu büyülü hikayenin içine çekmek istiyordu. İlk başta söz alabilmek için çabalayan acemi konuşmacı gitmiş, yerine büyülü sözlerle çevresine hitap eden hatta hükmeden söz ustası biri gelmişti. Tabii, bu rüyadan sonra işin peşini bırakmamış, çevresindeki herkese Loğusa Kadın'dan bahsetmeye başlamış. Bir gün babaannesine de bu hikayeyi anlatınca, babaanne Kasımpaşa sırtlarında bulunan Loğusa Kadın Türbesi'ne küçükken annesiyle birkaç kez gittiklerini anlatmış. Babaannesinden Loğusa Kadın Türbesi'nin tarifini almış ve yakın bir arkadaşıyla birlikte, müsait olduğu ilk gün, orayı bulmak için yola çıkmış. Gittikleri yer bugün Şişhane otobüs durağının tam arkası, Beyoğlu Ticaret Lisesi'nin yanıymış. Çevrede bulunan birkaç mezar taşı ve türbe, sanki oraya daha sonradan dikilmiş gibi yabancı duruyormuş. İçeri girmiş, Loğusa Kadın'ın ruhuna dua etmiş ve 116 Yolculuk