Yolculuk Dergisi 64. Sayı

İş Hayatımız "Sürdürülebilir" mi?


İŞTEYAŞAM İş Hayatımız "Sürdürülebilir" mi? Yazı: Sanem Aker Endüstri ve Örgüt Psikologu a.sanem@gmail.com G eçmişte sadece çevreci örgütlerin eylemleriyle dikkat çeken ve entelektüel kesimle özdeşleştirilen yeşil hareketin neyi anlatmaya çalıştığını yeni anlıyor dünya. Ama yine de yeteri kadar değil. Üretim ve tüketim alışkanlıklarımız, hala kaynakları kuruturcasına ve çevreyi umursamadan devam ediyor. Oysa bilim adamları, 10 yıl kadar kısa bir sürede, atmosfere salınan karbondioksit miktarı gereken seviyeye çekilmezse tahmini güç ve büyük iklim değişimlerinin bizi beklediği konusunda uyarıyorlar. Kutuplardaki buzulların, öngörülenden daha hızlı bir şekilde eridiğini sanırım artık hepimiz biliyoruz. Dünyanın nüfus çoğunluğunun deniz kenarlarında yaşadığı düşünülürse, sularda bir-iki metrelik bir yükselmenin birçok kişiyi evinden edeceği açık. Ancak bu iyi bir senaryo olarak kabul edilebilir. Çünkü bazı bilim adamları buzullardaki erimenin bu hızda devam etmesinin, denizlerde yedi metreye varan bir yükselmeye neden olabileceğini belirtiyorlar. Tatlı su kaynakları da denizle kirleneceğinden, bunun insan yaşamı açısından nelere yol açabileceğini düşünmek bile ürkütücü. Sanırım sorunumuz da burada: Düşünmek istemiyoruz! Ama bundan kaçınmak, olası gerçeği değiştirecek mi? Ekolojik tehlikeye eşlik eden bir diğer konu ise küresel ekonomi ve beraberinde zengin ile fakir arasındaki gelir farkının neredeyse akıl almaz boyuta ulaşmış olması. Günümüzde dünya nüfusunun yarısı, günde iki dolardan daha az bir gelirle yaşarken, yüzde 1'lik bir kesim, dünyanın yüzde 40'lık gelirine sahip durumda. 114 Yolculuk