Yolculuk Dergisi 63. Sayı

Anadolu'nun "Özgürlük Ayı"


BİZİMELLER Yazı: Oktay Ekinci Anadolu'nun "Özgürlük Ayı"... "Eylül" neden bir başkadır?.. Yılın her ayı geldiği gibi gider de eylülün gelişi neden bir başka heyecan verir? Hatta o şarkı bile "Eylülde geel..." demeseydi, öyle güzel ve duygulu olur muydu? Şiirlere, sevdalara, coşkulara, hangi ay eylül kadar yakışabilir; hangi ayın adı bile eylül kadar kulağa hoş gelebilir?.. Nedeni şu olsa gerek... Kuzey yarımkürenin orta kuşağında "eylül", yazdan kışa doğru "ilk serinlik"lerin ayıdır. Sıcaklarda tatil yapmak güzeldir ama çalışmayı da özletir. Çalışmak ise üretmek, hatta birlikte üretmek ve insanı insan yapan en önemli kazanımı olan "toplumsal"lığına yeniden kavuşması demektir... Nitekim "yaz aşkları" bile sanki "geçici" gibi değil midir? Bu nedenle şairlere göre sadece ay değil, aynı zamanda "mevsim"dir eylül... Kim bilir nasıl geçecek olan kış aylarına, yaz güneşinden alınan enerjiyle hazırlanılan "umut mevsimi"dir. Dahası, kan ter içinde yetiştirilen ekinlerin de "hasat" mevsimidir... Anadolu, kuzey yarımküredeki bu eşsiz mevsimi doyasıya yaşayan konumuyla, "uygarlıkların anası" olmamış mıdır? 1 Eylül'deki Emir Mustafa Kemal Paşa'nın, 1922 yılındaki o efsanevi kurtuluş günlerini başlatan "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emrini tam da 1 Eylül'de vermesi, belki de bundandı... Üç yıldan fazla süren bağımsızlık savaşının "hasadını" toplamanın tam zamanıydı... Daha ilk gün, Türk birlikleri Uşak'a ve Kütahya'ya girmişler; 2 Eylül'de de Eskişehir'i geri almışlardı. Emperyalist işgalin şımartılmış Yunan ordusu her yeri yakıp yıkarak İzmir'e doğru kaçarken, dünya bu tarihsel kurtuluşu "gün be gün" şaşkınlıkla izliyordu... 1922'nin eylül ayı, Anadolu'daki gelmiş geçmiş en kutsal umudun en coşkulu günleriyle yaşanmaya başlanmıştı... 4 Eylül'de Buldan'da dokuma tezgahları özgürlüklerine kavuşuyor; Tire çarşısında dükkanlar yeniden açılırken; Alaşehir, Bilecik, Bozüyük, Kula, Bayındır, Simav ve Sarıgöl de aynı kutlu günlerini yaşıyorlardı... 5 Eylül'de Kuvayi Milliye'nin merkezlerinden Ödemiş'in yaşadığı kurtuluş coşkusuna, aynı gün Alaşehir, Bilecik, Bozüyük, Simav, Demirci, Salihli, Nazilli, Sultanhisar, Sındırgı, Susurluk, Pazaryeri, Domaniç ve Gördes de katıldılar. 6 Eylül'de Söke'yle birlikte antik komşuları Milet, Priene, Didim de bayram yaparken; Akhisar, Balıkesir, Balya, Gönen, Savaştepe, İnegöl, Yenişehir ve Turgutlu'daki işgalciler de çareyi kaçmakta buldular. 7 Eylül'de sıra, artık efelerin kenti Aydın'da, 800 yaşındaki çınarlarıyla Germencik'te, dünya güzeli Kuşadası'nda, İvrindi'de, Torbalı'da, Saruhanlı'da ve Turgutlu'daydı... 8 Eylül'de Burhaniye, Havran, Efes'in yavuklusu Selçuk, Kemalpaşa ve Manisa, yeniden "bizim" oldular... İzmir'le birlikte Bornova'nın, Menemen'in ve Edremit'in kurtuluşuna; yani yaklaşık üç yıl süren ulusal bağımsızlık savaşının büyük zafer şölenine "bir" gün kalmıştı... 12 Yolculuk