
Tarih Yazımcıları ve Şairler
SAYFALARDAYOLCULUK Yazı: Fatih Balkış Tarih Yazımcıları ve Şairler Tarih yazımcılarının sahip olması gereken özellikleri, ünlü felsefeci William Dilthey şöyle tanımlıyor: "Tarih yazımcısı, toplumsal konular üzerinde yazan bir yazar, siyaset düşünürü, ancak sanatsal erk ve araçlar sayesinde insanı canlandırabilirler. Bu yüzden tarih yazımcılığında en yüksek noktaya ulaşmak, daima ve özellikle, böyle bir edebi canlandırma faaliyetini, bir şiirsel faaliyeti gerekli kılar. Büyük tarih yazımcılarının işe şairce denemelerle başlamaları hiç de az görülür değildir ve büyük şairler, sık sık tarih yazımcılığına soyunurlar." Dilthey'in, tarihçileri bir anlamda edebiyatçılarla eş tutması, bu mesleğin incelikli doğasını betimliyor. Ne var ki, bir tarih yazımcısı yalnızca şairane bir biçimde şimdinin ve olanın gözlemciliğini değil, çoğu zaman, tıpkı bir kahin gibi, gelecek ve oluşmakta olan hakkında da fikir veriyor bize. İçinde bulunduğumuz süreçte insanlığın gidişatı, devletlerin ve büyük şirketlerin ekonomi politikaları, çevre ve insan hakları gibi konularda nasıl gelişmeler olacağı, bu tahminlerin başlıca konusunu oluşturuyor. Devlet adamları, politikacılar, akademisyenler ve hatta sıradan insanların bu konularda fikirleri varken, tarihçilerin öngörüleri bize bir anlamda ışık tutuyor. Medeniyetler Çatışması ya da Tarihin Sonu tezlerini anımsayalım. Gerçekten de çağımız bütün karmaşıklığıyla bu tezlerin hepsini kapsadığı gibi, aynı zamanda onları yadsıyor da. Bu anlamda tarih yazımcılarının geleceğe yön veren çıkarsamaları daha da önem kazanıyor. Arnold Toynbee (1889-1975), İngiliz hükümeti için çalışan ve gözlemlerini çeşitli gazetelerde yayımlayan önemli bir akademisyendir. Onun tarih anlayışı; ulusların ya da tarihî dönemlerin araştırılması yerine, toplumların ve birer kültür üreticileri olarak uygarlıkların incelenmesine dayanır. Çalışmalarında tüm dünya tarihi üzerine varsayımlarda bulunurken, tarihe yön verilen zamanlarda, doğru yerlerde bulunmuş olması da bilinçli bir tercihin sonucudur. 12 cilt tutan başyapıtı olan "A Study of History"de, savaşın yeni bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini söylerken, insanların inatlarının eninde sonunda onların pişmanlık duyacakları eylemlere yol açacağını iddia eder. Yazdıkları ve görüşleriyle yalnızca ilgili okurları değil, devlet politikalarını ve kendisinden sonra gelen tarih yazımcılarını da etkilemiş olan Toynbee'nin hazırladığı "Mavi Defter" adlı kitap, 1915 Ermeni olaylarının başlıca kanıtı olarak bugün hala kullanılıyor. Ünlü tarihçinin, Ermeni soykırımı iddialarına dayanak noktası oluşturan bu kitabının etkileri, tüm ciddiyetiyle karşımızda duruyor. Ancak Tonybee'nin, bu ay ele alacağım "Hatıralar: Tanıdıklarım"adlı kitabında Türkiye ve Türkler üzerine olan düşüncelerini, Türkiye'de kurduğu dostlukları ve Atatürk'le bir akşam yemeğinde edindiği izlenimleri dolaysızca görme şansı bulacağız. Yazarın bir anlamda kendisiyle hesaplaşması olarak algılayabileceğimiz bu satırlar, günümüz için de oldukça önemli anlamlar taşıyor. Dostluklar Toynbee, "Bazı Türk Dostlarım" adını verdiği bölüme, Adnan ve Halide Adıvar çiftinin yaşantısıyla başlıyor. 1923'te İstanbul'da onlarla tanışmasını kendisi için bir şans olarak niteliyor, Toynbee. Adnan Adıvar'ın kişiliğindeki Batılı ruhun, onun hem mesleki anlamda hem de vatanseverliğini yüceltmesine neden olurken, Halide Edip Adıvar'ın, ilk kocasıyla düştüğü anlaşmazlık sonrası kadın hakları için mücadele etmesi, devrimci ve idealist düşüncelerinin birlikte var oluşunun bir göstergesi. 112 Yolculuk