Yolculuk Dergisi 63. Sayı

Belde Festivalleri


Belde Festivalleri Yazı: Ahmet Telli batışını izlemek için her zorluğa katlanılabilinir, diyorum kendime. Hele bayan belediye başkanının inceliği... Her konukla ayrı ayrı ilgileniyor, ağırlıyor ve giderken de tek tek yolcu ediyor güler yüzle. Edindiğim sımsıcak anıları belki bir başka yazımda anlatırım. *** Antakya, her gidişimde beni heyecanlandırmıştır. Her defasında keşfedilecek bir özelliği vardır da onun için. Antakya'nın tarihî, turistik, coğrafi özellikleri üzerine yayımlanmış birçok kaynak ve belgesel var. Bu yüzden burada anlatacaklarım eksik kalır düşüncesiyle Antakya üzerinde durmuyorum. Bu kez Tavla Beldesi Kültür Sanat Festivali için gitmiştim. ("Tavla" adı, anlatılanlara bakılırsa Y avuz Selim'in bir seferinde atları dinlendirmek için kullandığı yer olmasından geliyor.) Beldedeki festival, uzun bir aradan sonra yeniden düzenleniyor. Tavla Beldesi Festivali'ni başlatan kişi, yıllar önceki Belediye Başkanı Hasan Turunç idi. Şimdi Afrika'da; Uganda'ya gitmiş, orada ticaret yapıyormuş. Festivalde Tavla'daydı. Tatlı tatlı anlatıyor Uganda'yı. Y eni başkan bırakılan mirasa sahip çıkarak, gençlerin de desteğiyle yeniden canlandırmak istiyor festivali. Bunun için hazırlanan programda, popüler kültürler ve kadının politik yaşamdaki yeri üzerine paneller var. Ayrıca spor karşılaşmaları, dinletiler ve konserler... Beldenin festival görevlileri gönüllü gençler. Tavla'nın on kilometre kadar ilerisindeki Tavuklu Köyü'ne götürdüler beni. Orada bir söyleşi gerçekleştirdik. Köyün tek kahvesi bir internet kafe. Salon dolu; bu kafeye kadınlar ilk kez geliyorlarmış, üstelik çoğunluk kadınlarda. Y erel giysili ev kadınları. Böyle bir görünümü sağlamak için bile gelinir, diyorum kendime. Dikkatle dinliyor salondakiler, sorular soruyorlar... Üniversitede öğretim üyesi dostum Profesör Nurettin Çolak ve eşi Süheyla ile gittiğimiz festival alanında, Suavi'nin türküleri coşturdukça coşturuyor kitleyi. Bir önceki akşam Cevdet Bağca'nın konseri vardı. Güzel bir buluşma. Nidal Müzik Grubu bölgede zaten sevgiyle karşılanıyor. Özel bir ilgi görüyor grup. Onların dile getirdikleri Arapça ezgiler, bölge insanının iç dünyasındaki coğrafyayı harekete geçiriyor; şenlik, sevinç çiçekleri gibi fışkırıyor burada. Ertesi sabah yola çıkma zorunluluğu olmasa gidilecek köyler var daha. Ama 8 ve 9 Ağustos akşamları anılarımıza sımsıcak giriyor. Umalım ki Varto'daki, Tavla Beldesi'ndeki bu festival buluşmaları, ülkemizin kültüründeki asıl öğeyi, dostluğu, barışı, kardeşliği çiçeklendirsin. B aharla beraber başlayıp yaz ve güz döneminde sürüp giden belde şenliklerine, festivallerine, başta müzisyenler olmak üzere, birçok bilim ve sanat insanı çağrılıyor. Halk konserleri birer şölene dönerken, gündüz saatlerinde gerçekleştirilen paneller, söyleşiler, doğal olarak belli sayıda izleyicinin ilgisini çekiyor. Ama akşam olunca bütün belde halkı, konser alanında toplanıyor, binlerce kişi coşkuyla halay çekiyor, kalabalık kitle alandan gecenin ilerleyen saatlerine kadar bir türlü eksilmiyor. Müzisyenin coşturucu şovuyla kısa süreli de olsa kederler erteleniyor, pırıl pırıl bir neşe ağıyor göğe. Dışarıdan gelenlerin iç turizme katkısı var mıdır, bilmiyorum. Tatil kasabaları dışındaki yerlerde kayda değer bir katkı olduğunu sanmam. Öyle de olsa gelenler, anılar edinerek dönüyorlardır herhalde. Anılar edinmek hiç de küçümsenecek bir olgu değil. Bu etkinliklerden ikisine katıldım temmuz ve ağustos aylarında. Sımsıcak anılar edindiğim etkinliklerdi bunlar. Y eni yüzler, yeni insanlar tanımanın zenginliği de diyebilirim. *** Haziranda katıldığım Muş, Varto-Koğ Tepesi etkinliği üç gün sürdü. İki gün, akşamla birlikte gök yarılmışçasına yağan yağmur nedeniyle konserler iptal edildi. Akın akın gelenler üzgün ayrıldılar Varto'nun tek meydanından. Öyle bile olsa festivalle canlanan Varto'da, bölge politikacılarının, insan hakları savunucularının, müzisyenlerin ve panelistlerin ilgiyle izlendiğini söyleyebilirim. Özellikle kadınların, yerel kıyafetleriyle panel alanına yoğun olarak gelmeleri unutulur gibi değildi. Bu kadınlardan birinin, şiirlerimi telefonuna kaydetmiş olması ise özel bir duygu yoğunluğu yarattı bende. İlginçti. Sürprizden öte bir şeydi. Duygunun önemli bir ilişki ve iletişim olduğunu gösteriyordu bu. Varto, deprem kuşağında şirin bir kasaba. Hele insanının sahici içtenliği... Tarım ve hayvancılık bitmiş sanki. Geçim kaynakları o kadar kıt ki. Her evden yurt dışında birilerinin olduğu ve onların kazandıklarından aktardıklarıyla yaşamlarını sürdüren bu insanların yoksulluğu, en çok ilçe sokaklarını dolduran ayakkabı boyacısı çocukların çokluğuyla beliriyor. Y oksul ama onurlu, yoksul ama güler yüzlü insanlar Varto halkı. Kalınacak bir otel olmadığı için dışarıdan gelenler evlerde konuk ediliyor. Kasabadan ayrılıp Muş'a doğru giderken tarihî köprüye gelmeden, çok uzaklarda kalan Koğ Tepesi'ne el sallıyorum. Koğ Tepesi'nde güneşin 8 Yolculuk