
Merhaba
Başyazı Merhaba, Sema Gülez varlıkların korunmasına ilişkin şartların yerine getirilmemesi, Ilısu projesini durdurdu. 15.000 yıllık tarih, nasıl bir gelecek için sular altına gömülebilir? Toplumsal-ekolojik sonuçlarıyla değerlendirilmesi gereken bir konu. UNESCO, Dünya Miras Alanı'na dahil etsin diye çalışmalar yapılıyor. Umarız İstanbul'a benzemez. Süre uzatımlarıyla listede kalmayı başarmak da bir başarıdır diyebilir miyiz? Çevreye, doğaya duyarlı bir dergi olarak uzun zaman Oktay Ekinci'yi yazar kadromuza dahil etmek istedik. Kısmet bugüneymiş. Sayfalarımızı onurlandıracağı için çok teşekkür ediyoruz. Yıllarca yazılarını başka yayınlardan takip ediyorduk. Ondan çok şey öğrendik. şimdi sizlere bu sayfalardan seslenecek. Ona da hoş geldiniz diyoruz. Bilindiği üzere çevrenin abc'sini yazmış, kitapları, yazıları, dinletileri, anlatıları, sivil toplum kuruluşları (Mimarlar Odası eski Başkanı), basın aracılığıyla ve hocalığıyla aktif olarak çevre, şehircilik, estetik üzerinde yoğunlaşmış bir mimar Oktay Ekinci. Çok önemsediğimiz bir de röportajımız var. Bürokrasi, idarecilik, hocalık... Andrew Vorkink, renkli bir kişilik. Robert Kolej yılları, Dünya Bankası Türkiye Direktörlüğü ve Boğaziçi Üniversitesi... Türkiye, yaşamının önemli bir bölümünü kapsıyor. Ülkemizi çok iyi tanıyor. Ona kulak verelim. Başta da bahsettiğim gibi doğadan hayata, hayattan yolculuklara kadar uzanan bir serüven sizi bekliyor bu sayımızda. Sayfalarımızda dolaşırken Kaz Dağları'ndaki geleneksel şenliklerden, yavaş şehirlerin felsefesine kadar birçok farklı konuyla buluşacaksınız. Umarım bu yolculuğunuzda, sizi oturduğunuz koltuklarınızdan Türkiye'nin çeşitli köşelerine taşırken hayal alemlerinizde de minik yolculuklara vesile olabiliriz. Yeniden merhaba... areketli geçen yaz günlerinin bir durağı da bu derginin sayfaları olursa sizi yoğun bir gündem bekliyor. Çevreden, doğaya, kültüre, sanata, iş yaşamına, kitaplara, aktüaliteye, yemeğe, uzaklara, yakınlara, fotoğrafa, dünyaya, yaşama yolculuklarda buluşmaya... Y az ayları festivaller, şenlikler, üretim ile eğlencenin buluştuğu, insanların kavuştuğu, sere serpe bir yaşamın da habercisi. Bu yaz, küresel iklim değişikliğini de hatırlatan yağmurlarla zaman zaman soluk aldık. Sıkıntılı havaların daha kolay atlatılmasını sağlayan yaz sıcaklığı. Odun, kömür, gaz, yakıt sıkıntısı, kalın giysi ihtiyacı yok bu aylarda. Önümüz kış olsa da günümüzü gün etmenin peşindeyiz. Âna odaklanarak, korkulardan uzaklaşarak, kaynağa güvenerek, günü karşılayarak yaşamak gerek. Y aşama tutunmak, mutluluğu yaratmak, umut olmak için içimizdeki devi uyandırmayı öneriyor uzmanlar. Her koşulda böyle bir gücümüz var gerçekten de. İsteyelim ve deneyelim. Direnmeyelim. Korkulu bir zihinle mucize gerçekleştiremeyiz. Kış gelince evlerimize çekileceğiz, bizi saran, sarmalayan, koruyan evlerimize... Evler yalnızca ihtiyaçlarımızın karşılandığı yaşama alanları değil hiç kuşkusuz. Bir toplumun, ülkenin, ailenin yaşama biçimlerini, teknolojilerini, kültürlerini, zevklerini, tarihini yansıtan mekanlar aynı zamanda. Biz de onları korumalı, kuşaktan kuşağa aktarmalıyız. Hasankeyf'in keyfini çıkarabilecek miyiz? Avusturya, İsviçre, Almanya kredi kuruluşları Hasankeyf'e kıyamadılar. Hasankeyf'in çığlığını Avrupa duydu. Tarih, kültür ve çevre için kapitalist devler durdu. Hasankeyf'e gönlünü verenler mutlu, umutlu. Yıllardır gündemden inmeyen bu konu, kültürel