
İzmir'in Agora'sı
KENTTARİHİ Yazı: Mehmet Ali Kılıçbay İzmir'in Agora'sı H er uygarlığın temelinde, kent olgusu yer alır. Ancak antik Akdeniz uygarlığında kent, ona çağdaş diğer bütün uygarlıklarda olduğundan daha parlak bir ışıma merkezi olmuştur. Akdeniz uygarlığının kurucu unsurlarından biri olan ülkemiz toprakları, bu kentlerden birçoğunu barındırmaktadır. Daha açık bir ifadeyle, bütün Akdeniz ülkeleri içinde en fazla sayıda antik kent Türkiye'de bulunmaktadır. Kökü Eski Y unan'a uzanan, sonra Helenistik ve Roma dönemlerinde bazı değişimlerle varlıklarını sürdüren bu kentler, Bizans döneminden itibaren ya esaslı bir şekilde değişikliğe uğramışlar ya da doğal veya insani afetler sonucu harabeye dönmüşlerdir. Bugün kalıntıları dahi büyük hayranlık uyandıran bu antik kentlerin her birinin merkezini, agora adı verilen bir meydan oluşturmaktadır. Agora, eski Y unancada "toplanmak" fiilinden türeme bir kelime olup, "toplanma yeri" anlamına gelmektedir. Her eski Y unan kentinde mutlaka bulunan agora; bir buluşma, ticaret, yönetim yeri ve dinsel bir alandı. Genellikle dikdörtgen biçiminde olan bu meydanın etrafı, binalarla çevrelenmiş olurdu. Çeşitli platformlar, sunak yerleri ve tanrı heykellerinin yanı sıra ünlü sporcularla devlet adamlarının heykel veya kabartmalarına da rastlanabilirdi. Agoranın kenarlarından birini meydana getiren stoa, önünde sütunlu bir galerinin bulunduğu uzun bir yapıydı. Dükkanlar, stoada yer alır ve en lüks ürünler burada satılırdı. Bazı kentlerde meclisler de agoradaki binalarında toplanır, bazı binalar da kamu evrakını ve önemli siyasal belgeleri saklamak için kullanılırdı. Suçlular, agorada halka açık bir şekilde yargılanırlardı. Köylüler ile çerçiler de, geçici tezgahlarını agoranın geniş alanında açarlardı. Eski Y unan ve Roma toplumunu belirleyen temel unsurlardan biri olan kölelerin de, bir mal olarak satışı burada gerçekleştirilirdi. Zanaatkarların atölyeleri, hemen agoranın bitişiğinde bulunur, ürünlerini burada satar ve sipariş alırlardı. Sarraflar, berberler gibi esnaf da işlerini agorada yürütürlerdi. İş arayanlarla işçi arayanların buluşma yeri de burasıydı. Agoranın gölgelik kısımlarında insanlar buluşur, sohbet eder, iş görüşmesi yaparlardı. Y urttaşlar, kente veya siyasete ilişkin tartışmalarını burada yaparlar veya yapanları dinlerlerdi. Kadınlar ve köleler, evlerin ve diğer binaların su ihtiyacını buradaki çeşmelerden sağlarlardı. Antik kentlerin kalbi olan agoralar, aynı zamanda uygarlığın da olmazsa olmazı sayılmaktaydı. Öyle ki, ünlü düşünür Aristoteles, Y unanlı olmayanları uygar olmamakla suçlarken, kentlerinde agora bulunmamasını kanıt olarak göstermektedir. 16 Yolculuk