
Hasan Dağı
GEÇENGÜNÖMÜRDENDİR Yazı: Feyza Hepçilingirler Hasan Dağı... Hasan Dağı... Karlı buzlu sularından içeyim, Var mı koyağında kar Hasan Dağı? Kaldır dumanını gelip geçeyim, Sana bergüzarım var Hasan Dağı! Çocukluğumuzda öğrendiğimiz 67 vilayete ilk eklenen Aksaray olduğu için, otomobillerdeki plaka numarası 68. Aslında eskiden de ilmiş Aksaray. Kurtuluş Savaşı'nda şehrin ileri gelenleri halife yanlısı oldukları ve savaşa katkıda bulunmak istemedikleri için İsmet İnönü tarafından ilçe yapılmış. Aksaray'dan söz ettiğinizde pek çok kişinin aklına, İstanbul'un semti olan Aksaray gelir. Bir semtin bir ilden daha ünlü olması acıklı aslında. "Y ok, o değil." dediğinizde de "Niğde Aksaray mı?" diye sorulur genellikle. Oysa Aksaray, Tansu Çiller zamanında, 1989'da il olmuş; yani 20 yıldır il; ama hala kendini tanıtma, daha doğrusu tanıtamama sancıları çekiyor. Ana gelir kaynağının tarım ve hayvancılık olduğunu, "teşvik" kapsamına alınmasından sonra sanayi alanında da pek çok atılım yapıldığını anlatıyor gençler. Bense yakınından geçtiğimiz köylerin, kasabaların adlarını not ediyorum durmadan. Refik Halit Karay'ın Anadolu'daki köy adlarına hayranlığını anlatan bir yazısını okuduğumda ortaokuldaydım; ama o zamandan beri, ilk kez gittiğim yerlerde rastladığım yerleşim yerlerinin adlarına bakmayı ihmal etmem. Buradaki adlar da çok güzel: Tatlıca, Pörnekler, Acıgöl, Saklısaray, Gülşehir, Tuzköy, Karacaören, Süleyman Höyüğü... Az önce geçtiğimiz köyün adını öğrenmek isteyince gençler köyün adıyla birlikte öyküsünü de anlatıyorlar. Bağdat Fatihi Genç Osman'ın köyüymüş burası; bu yüzden onun adını taşıyormuş. Kayıkçı Kul Mustafa'nın mıydı, okuttuğum edebiyat kitaplarının birinde "Genç Osman Destanı" adlı bir şiir vardı. Öğretmenliğimin ilk yılında, sınav sorusu olarak destanın ilk dörtlüğünü açıklamalarını istemiştim öğrencilerimden. İptida Bağdat'a sefer olanda Atladı hendeği geçti Genç Osman Vuruldu sancaktar kaptı sancağı İletti, bedene dikti Genç Osman. Öğrencilerden biri, "beden" sözcüğünün "kale" ile olan ilişkisini keşfedemeyip son dizeyi şöyle yorumlamıştı: "Sancaktar vurulunca Genç Osman sancağı kaptı ve vücuduna sapladı." Aklımdan geçenleri gençlerle paylaşmama gerek yok; onlar bana coşkuyla kendi yörelerini anlatırlarken ben, kim bilir kaçıncı kez bu eski anıya gülümsüyorum. İçimde bir heyecan, bir heyecan... Sonunda Ihlara Vadisi'ni göreceğim, Güzelyurt'u gezeceğim, Aksaray'ı yalnızca İstanbul'un bir semti sananlara biraz da acıyarak bakacağım. Fotoğraf: Köksal Kayhan B orcunu ödemeye niyeti olmayan açıkgözler, "Hasan Dağı'nın karı eriyince..." diye ödeme tarihi verirlermiş eskiden; çünkü Hasan Dağı'nın karı hiç erimezmiş. şimdi Erciyes'in tepesindeki buz kütlesi için, eridiğinde kıyamet kopacağı yolunda söylentiler halk arasında hala yaygınmış. Nevşehir, Kapadokya Havaalanı'ndan Aksaray'a gidiyoruz. Erciyes'ten de söz ediliyor; ama Aksaray'ın dağı, Hasan Dağı. Y ol boyunca bağlar, gök ekin görünümünde yemyeşil arpa, buğday tarlaları. Açık yeşil olanların arpa, koyu yeşillerin buğday olduğunu bu arada öğreniyorum. Sağ yanda tek kökten bir kucağı dolduracak büyüklükte buketler yapılabilecek sapsarı çiçekler; sol yanda mor, turuncu, kırmızı, mavi, eflatun renkte ötekiler... Gümüşlü yeşil yapraklarıyla söğüt ağaçları, kavaklar ve adını bilmediğim başka ağaçlar... Beni havaalanından alıp Aksaray'a götüren iki genç, Hasan Dağı'ndan ve Aksaray'dan söz ederken çok heyecanlılar; birinin sözünün bitmesini bekleyemeden öteki atılıyor. Hasan Dağı, en son beş bin yıl önce patlamış; bu patlamanın sonunda Ihlara Vadisi ve Güzelyurt oluşmuş. Ihlara Vadisi'nin adını Aksaray'dan daha çok duyduğuma eminim. 14 km uzunluğunda bir vadiymiş Ihlara ve güzel haber: Konuşmacı olarak katılacağım toplantı bittikten sonra Ihlara Vadisi'ni ve Güzelyurt'u görmemiz sağlanacakmış. 12 Yolculuk