
"Kaplumbağa Terbiyecisi"nin İzinde
GEÇMİşİNİZİNDE Yazı: Oğuz Erten Sanat Tarihçisi arthistoryoguz@hotmail.com "Kaplumbağa Terbiyecisi"nin İzinde Son zamanlarda plastik sanatlar üzerine yapılan belgeseller, neredeyse bir buluş gerçekleştiriliyormuşçasına heyecanlı ve iddialı. Geçenlerde televizyonda izlediğim Avrupa yapımı bir belgesel de aynı iddiayı taşıyordu. Hollandalı ressam Rembrandt'ın "Gece Devriyesi" isimli dev yapıtının, sanatçıdan sonra nasıl bugünlere geldiğini, kimlerin elinden geçerek müzeye ulaştığını, adeta yaşayan bir varlıkmış gibi ele alıyordu. Resimdeki kişilerin dahi 1700'lerin Hollanda'sında kimler olduğunu inceleyen ayrıntılı bir çalışmaydı bu belgesel. 1700'lere kadar inilip de böyle bir araştırmaya acaba Türkiye'de girişebilmek mümkün müydü? "Gece Devriyesi" örneğinden yola çıkarak, Türkiye'nin en önemli yapıtı nedir, diye şöyle bir düşündüğümüzde, aklımıza tartışmasız en başta Osman Hamdi Bey'in "Kaplumbağa Terbiyecisi" resmi gelir. Son birkaç yıldır ismini çok sıkça duyduğumuz Osman Hamdi Bey ve onun başyapıtı olarak değerlendirilen "Kaplumbağa Terbiyecisi"nin ardındaki tarih neydi ve diğer Türk resimlerine göre neden bu kadar farklı bir değere sahipti? Ağustos ayına kadar süren, Sabancı Müzesi'nin yaptığı "Türk Resminin Yetmiş Yıllık Serüveni" isimli sergide, farklı bir "Kaplumbağa Terbiyecisi"nin daha çıkması, gözlerin tekrar Osman Hamdi'nin bu yapıtına çevrilmesine neden oldu. Birinin Pera Müzesi'nde, diğerinin de "Türk Resminin Yetmiş Yıllık Serüveni" isimli sergi dolayısıyla Sabancı Müzesi'nde olması ve yaratım öyküleri, televizyonda izlemekten zevk alacağımız bir belgesel olmaz mıydı? Çok güzel olurdu elbette ama ne yazık ki karşımıza, bilgiye ulaşma zorluklarıyla dolu bir Türkiye çıkıyor. Sanata ve sanat tarihine ilişkin çok geniş olmayan kaynaklarımızdan öğreniyoruz ki Osman Hamdi Bey'in babası, Osmanlı'nın en önemli sadrazamlarından İbrahim Ethem Paşa'dır. 1822'de Sakız Adası isyanları sırasında öksüz kalan İbrahim Ethem, zekasıyla da beğenilerek, çocuğu olmayan Koca Hüsrev Paşa'nın evlatlığı olarak alınır. Paris'e eğitime gönderilen ilk Osmanlılardan biri olan İbrahim Ethem, devletin en zor dönemlerinden biri olan 1877-78 Rus Savaşları sırasında sadrazamlık yapar. Böyle bir babanın oğlu olarak, 1842 yılında dünyaya gelen Osman Hamdi Bey, ilk ve tek Türk oryantalist ressamı, ilk müzeci, Arkeoloji Müzesi'nin kurucusu, arkeolojik kazı yapan ilk Türk olarak çok önemli yerlere ismini yazdırmakla birlikte, bugün ismi Mimar Sinan Üniversitesi olan üniversitenin de kurucusudur. Osman Hamdi Bey üzerine araştırma yaptıkça, sanatçının da babası gibi Paris'te eğitim gördüğünü ancak hukuk eğitimini yarıda bırakarak Avrupa'nın en önemli oryantalistlerinden biri olan Jean Leon Jerome'un atölyesinde çalışmaya başladığını öğreniyoruz. 1906 yılında yaptığı, bugün Pera Müzesi'nde bulunan "Kaplumbağa Terbiyecisi"nde, dervişin yüzünün dönük olduğu duvarda gözümüze çarpan çiniler ve hatlar, Avrupa'da anlaşılan oryantalizmin aksine kültürel göndermeleri ön plana çıkarıyor. 1906 yılında Osman Hamdi Bey tarafından yapılan bu resmin oluşumu, aslında 1869 yılına kadar dayanıyor. Her şey İbrahim Ethem Paşa'nın, 1869 yılında, Paris'ten Bağdat'ta bulunan oğlu Osman Hamdi Bey'e yolladığı Tour du Monde isimli seyahat dergisinde bulunan bir illüstrasyonla başlar. Bu dergide, İsviçreli bir diplomatın Japonya üzerine yazdığı bir seyahat yazısında, Japon L'Crepon adlı illüstratörün yaptığı bir resmi kullanması, Osman Hamdi'nin ileride yapacağı "Kaplumbağa Terbiyecisi" için bir esin kaynağı olduğu, artık bugün açık. Çünkü illüstrasyonun ismi, Kaplumbağa Terbiyecisi'dir. 1869 yılına ait bir Fransız dergisi ile başlayan "Kaplumbağa Terbiyecisi"nin yolculuğu, 1906 yılında yine Fransa'da devam eder. Osman Hamdi, 1906 yılında Paris'tedir ve yapıt orada tamamlanır. Daha sonra "Kaplumbağa Terbiyecisi" İstanbul'a getirilir; ancak 1910 yılında Osman Hamdi Bey'in ölmesi ile "Kaplumbağa Terbiyecisi" de büyük bir sessizliğe gömülür. Osman Hamdi Bey yaşarken büyük ilgi 118 Yolculuk