
Bataklıktaki İnci: Venedik
KENTTARİHİ Yazı: Mehmet Ali Kılıçbay Bataklıktaki İnci: Venedik Akdeniz deki iç denizlerin en büyüğü olan Adriyatik in kuzey kıyıları, bataklık, kumlu ve minik adacıklarla dolu bir bölge meydana getirir. Eski çağda, insanlar bu bölgeyi işe yaramaz gördükleri için yerleşmemişlerdir. Platon un deyimiyle, Akdeniz kıyılarına "bir gölün etrafındaki kurbağalar" gibi yerleşen Eski Y unanlılar buralara hiç iltifat etmemişler, Romalılar ise uzak durmuşlardır. Bütün ünlü şehirler gibi, dünyanın en güzel kentlerinden biri olan Venedik de bir kuruluş efsanesine sahiptir. Buna göre, Hun İmparatoru Attila nın MS 5. yüzyılda İtalya yı istila etmesi üzerine, onun önünden kaçanların bir kısmı, 421 yılında, Adriyatik Denizi kıyılarında, bu kimsenin yerleşmek isteyemeyeceği bataklık ve adalarla dolu bölgeye, sırf korunmak ve Hun atlılarından uzak durmak için yerleşmiştir. Bölge o kadar ıssızdır ki, burada her türlü saldırıyla karşı korunaklı olmuşlardır. Ancak arkeolojik kazılar, çok daha eski tarihlerden itibaren buralarda balıkçılık ve tuzlacılık yapan insanların varlığını işaret etmektedirler. Ancak efsane hiç de yanlış değildir. Çünkü bu yerleşimlerin hepsi geçici olmuş, bölgede kalıcı bir yerleşim yeri meydana gelmemiştir. Venedik, esasen önce Hun, sonra Ostrogot istilasından kaçanlar tarafından kurulmuştur. Ama asıl göç dalgası, Lombardların bölgeye geldikleri tarih olan 568'de yaşanacaktır. Kuzey İtalya nın çeşitli bölgelerinden gelen insanlar, önce karmaşık bir şekilde derme çatma konutlara yerleşmişler, sonra köken bölgelerine göre gruplaşmışlardır. İstilaların sürmesi, hele Lombardların artık yerleşik hale geleceklerinin anlaşılması üzerine geri dönme umutları tükenmiş ve kaçaklar sonunda Venedik kentini kurmaya başlamışlardır. Fakat Avrupa nın bütün ünlü kentleri, antik bir şehrin üzerinde yükselir. Venedik in böyle bir imkanı olmadığı için, bu çocuk kendi göbeğini kendi kesmiştir. Üstelik bölgenin bir kent kurmaya hiç de uygun olmaması, insanların çok fazla gayret sarf etmelerine yol açacaktır. Nitekim su baskınlarını önlemek için kıyıların pekiştirilmesi, adaların tahkim edilmesi, kumların geriletilmesi, kanalların açılması vs gerekmiştir. Küçücük adalardan oluşan kent alanı, tarıma pek uygun olanaklar yaratmadığı için, insanlar geçimlerini sağlamak üzere önce balıkçılığa, bağcılığa, meyveciliğe ve tuz üretimine yönelmişlerdir. Bunların hepsi, dar bir alanda yüksek verim elde etmeye dayalı olduğu için, Venedikliler erken tarihlerden itibaren fazla ürünlerini satıp karşılığında tahıl ve diğer ihtiyaç maddelerini almak üzere yoğun bir deniz ticaretine girişeceklerdir. Ticaretin neredeyse tamamen durduğu orta çağda, bu durum Venedik için büyük bir ayrıcalık yaratacaktır. Öte yandan gene o dönemde beyaz altın sayılan tuza büyük miktarda 12 Yolculuk