Yolculuk Dergisi 61. Sayı

Yumurtalık Kanseri


YOLCULUKTASAĞLIK Yazı: Doç. Dr. Mekin Sezik Yumurtalık Kanseri SDÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Barut SDÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi K adınlarda yumurtalıklar, rahmin her iki tarafındaki tüplerin komşuluğunda yer alan badem büyüklüğünde organlardır. Bu yazıda, "yumurtalık" için "over" terimi kullanılacaktır. Overler, aslında değişik gelişimsel kökenlerden gelen, birbirinden farklı doku gruplarına sahiplerdir. Bunlar arasında en çok bilineni, bu organa adını da veren "yumurta" veya "ovum"dur. Ancak ovumun çevresini saran hücre grupları, bunların da çevresindeki destek doku ve overin yüzeyindeki hücresel tabaka da önem taşımaktadır. Dahası, ovum da çeşitli gelişimsel aşamalardan geçer. Aslında, üreme çağındaki kadınlarda, her ay belirli sayıda yumurta hücresi ve etrafındaki doku, kimyasal uyarılara maruz kalır ve "olgunlaşır". Bunun sonucunda, çeşitli mekanizmalar ile "seçilen" bir olgun yumurta ve çevresindeki hücreler, over dokusundan karın içine doğru atılır. Buna, ovulasyon (yumurtlama) adı verilir. Ovulasyon gerçekleştikten sonra da kalan dokular, esasen son derece aktif durumdadır ve progesteron gibi bazı önemli hormonları üretmeye devam ederler. Yani, overler sadece gelişen ovuma ev sahipliği yapmaz aynı zamanda hormon üretiminde de yoğun işlevleri mevcuttur. bezlerine- yayılırsa? İşte bu durumda, over kanseriyle karşılaşıyoruz. Over kanseri: sinsi hastalık Over kanserleri, en sık görülen jinekolojik kanser değildir; ancak en ölümcül olanıdır. Can sıkıcı bir gerçek daha var... Özellikle son 30 yıl içinde, kanser bilimindeki önemli yenilik ve ilerlemelere rağmen bu kansere bağlı ölümlerde, maalesef kısıtlı bir başarı elde edilebildi. Cerrahi tekniklere ve ameliyat sonrasında uygulanan ilaçlardaki gelişmelere rağmen istatistikler, ölüm oranlarında sadece % 15 civarında bir azalmaya işaret ediyor. Buradaki en önemli sorunumuz ise geç tanı. Ne yazık ki, over kanserine tanı konulduğunda, çoğunlukla hastalık over dışına yayılmış oluyor. Biz hekimler (sanki kendimiz sağlığımıza çok dikkat edebiliyormuşuz gibi), bariz şikayetleri geçiştirerek bize geç başvuran hastaları suçlama eğiliminde olabiliyoruz. Ancak, over kanserlerinde suçlanacak pek kimse de yok gibi. Overler, dışa son derece kapalı organlar. İleri safha hastalıkta bile sadece silik ve müphem bulgular ile karşılaşabiliyoruz. Hekimlerin işini zorlaştıran bir durum daha var. Over kanseri, aslında çok sık görülen bir hastalık değil. Buna karşılık, overe ait iyi huylu oluşumlar nispeten çok sık. Örneğin ovulasyon sırasında ve sonraki 10-14 günlük dönemde, boyutları 4-5 cm ye ulaşan geçici "yumurtlama kistleri", ki bunlara folikül adı verilmekte, sıklıkla saptanabilir. Bazen folikül içine bir miktar kanama da olabiliyor. Bunlar da ultrason incelemelerinde karmaşık bir yapı sergileyebiliyor. Ultrason teknolojisindeki gelişmeler, gerçekten göz kamaştırıcı. Ancak, daha fazla ayrıntıyı saptayabildiğimizde, başka bir sorun ortaya Overler: dinamik organlar İşte bu nedenlerden ötürü overler, son derece dinamik organlardır. Büyüklük ve şekilleri, yaşa göre önemli oranda değişiklik gösterir. Hatta üreme dönemindeki (15-44 yaş arası) kadınlarda, günler içinde görünüm ve büyüklükte değişiklikler saptamak olasıdır. Peki, ya over dokusunu oluşturan farklı doku gruplarından biri kontrolsüz olarak büyümeye başlar ve over dokusunun dışına -çoğunlukla da karın içine veya lenf 120 Yolculuk