
Haziranda Yitirdiklerimiz
Ahmet Telli Haziranda Yitirdiklerimiz Dağıstanlı yazar Resul Hamzatov, "Benim Dağıstanım" adlı kitabının bir yerinde şöyle diyor: "Kişiye kim olduğunu sorduklarında, belli başlı bilgileri içeren nüfus kağıdı, pasaport gibi belgelerini gösterir. Eğer bir halka kim olduğu soruluyorsa, halk, bilginlerini, yazarlarını, bestecilerini, ileri gelen siyasetçilerini gösterir." Hamzatov a katılmamak olanaksız. Çünkü bir halkın tarihini ve kültürünü şekillendiren kişiler, o halkın övünç kaynağı, yüz akıdırlar. Bizim de daima övünç duyacağımız yazarlarımızdan Nazım Hikmet, Orhan Kemal ve Ahmed Arif i haziranda yitirdik. Bu nedenle haziran yazısını, bu yazarlara ayırayım istedim. *** 1902 doğumlu Nazım Hikmet i, 3 Haziran 1963'te yitirdik. Şöyle diyor kendisi: "Ben bir insan, Ben Türk şairi Nazım Hikmet, Ben tepeden tırnağa insan, Tepeden tırnağa kavga hasret ve ümitten ibaret" Bir yazımda da belirtmiştim; Nazım Hikmet bir vicdandır. Her öncü gibi Nazım Hikmet de toplum dışına itilmek istenmiş, dahası, vatan haini sayılmıştır. Öncü, dehadır ve uyumsuzdur. Afşar Timuçin e kulak verelim burada: "Ahlak bunalımı içinde kıvranan Atina için Sokrates neyse, ahlak bunalımı içinde kıvranan Türkiye için de Nazım Hikmet oydu. Sokrates i, gençlerin ahlakını bozmakla suçlayarak ölüme mahkûm etmişti yurttaşlar. Nazım Hikmet i de gençleri ayaklandırmaya kışkırtmakla suçlayarak toplum dışına itmeye çalıştılar." Bugün artık her görüşten, her düşünceden insanın kendine yakın bulduğu, şiirlerini okuduğu şair için kitaplıklar dolusu araştırmalar, incelemeler yayımlandı; şiirleri bestelendi, oyunlaştırıldı. Demek ki, önyargılarla oluşan toplumsal vicdan, bir süre sonra, gerçek karşısında asıl mecrasına kavuşuyor. Sözü uzatmadan, biz de şairi şu dizeleriyle saygıyla anmış olalım: "En güzel deniz: Henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür..." Yazı: Ahmet Telli Ahmed Arif ise 1927 doğumlu. Onu da 2 Haziran 1991'de yitirdik. Sağlığında tanımıştım Ahmed Arif i. Bir beyefendi; dostluk kadar adaba da önem verir, titizlik gösterirdi. Şiiri oldukça etkili olmuş, çoğu genç şair onun izinden gitmiştir. Cemal Süreya nın şu yargılarına ekleyecek pek bir şey yok gibi: "Ahmed Arif in şiiri bir bakıma Nazım Hikmet çizgisinde, daha doğrusu Nazım Hikmet in de bulunduğu çizgide gelişmiştir. Ama iki şair arasında büyük ayrılıklar var. Nazım Hikmet, şehirlerin şairidir. Ovadan seslenir insanlara, büyük düzlüklerden. Ovada akan büyük ve bereketli ırma k gibidir. Uygardır. Ahmed Arif ise dağları söylüyor. Uyrukluk tanımayan, yaşsız dağları, asi dağları. Uzun ve tek bir ağıt gibidir onun şiiri. Daha deniz görmemi ş çocuklara adanmıştır. Kurdun kuşun arasında, yaban çiçekleri arasında söylenmiştir, bir hançer kabzasına işlenmiştir." Sağlığında yayımladığı tek şiir kitabı "Hasretinden Prangalar Eskittim" ile şiirimizin yüz akı olmuş, birçoğumuzun ezberinde gürül gürül akmıştır. "Terk etmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz, uykusuz kaldım, Terk etmedi sevdan beni." *** 1914 doğumlu Orhan Kemal i de 1970 haziranında yitirdik. Öykü, roman, oyun ve senaryo alanında elliye yakın kitabı yayımlandı. Bunlardan "Murtaza" ile "Bereketli Topraklar Üzerinde" adlı eserleri, Türk edebiyatının dev eserleridir ki, filme de çekilmişlerdir. Şimdilerde bütün eserlerinin yeni basımları art arda yayımlanmaktadır. Sanatının amacını, kendisi şöyle özetler: "Sanatımın amacı... Şöyle özetlemekte bir sakınca var mı acaba? Halkımızın, genel olarak da insan soyunun müspet bilimler doğrultusundaki en bağımsız koşullar içinde, en mutlu olmasını isteme çabası." Y aşadığı sürece kalemiyle geçinme kaygısı nedeniyle çok çalışmış, çok yazmış, ağır koşullarda yoksulluk çekmiştir. Dahası, o da Nazım Hikmet gibi, Ahmed Arif gibi mahkûm olmuştur. Önceleri şiirler yazmış, hapishanede tanıştığı Nazım Hikmet in yönlendirmesiyle öyküye, romana yönelmiştir. Eserlerinden birkaçını da olsa okumak hepimiz için gereklidir sanıyor, onu da saygıyla anıyoruz... 10 Yolculuk