Yolculuk Dergisi 58. Sayı

Astım Riski TV ile Katlanıyor


POPÜLERBİLİM Astım Riski TV ile Katlanıyor Günde iki saatten fazla televizyon izleyen çocuklarda, astıma yakalanma riski, iki katına çıkıyor. Uzmanlar bu konuda sadece televizyonun suçlanamayacağını, hareketsiz bir yaşam tarzının sonucu olarak televizyon izlendiğini ve bu yaşam tarzının da riski arttırdığını söylüyorlar. Hazırlayan: Berna Çetin Akgün belirtiler görüp görmedikleri veya bir doktorun astım teşhisi koyup koymadığı üzerine sorular yöneltilmiş. Üç buçuk yaş üzeri çocuğu bulunan anne-babalardan da çocuklarının TV izleme alışkanlıklarını değerlendirmeleri istenmiş. Araştırmada yer alan çocukların hiçbirinde, yeni doğduklarında veya bebekliklerinde nefes darlığı belirtileri bulunmazken, 11,5 yaşına geldiklerinde ise 185 çocukta (% 6) astım başlangıcı görülmüş. Asthma UK (Astım İngiltere) adlı kuruluştan Dr. Elaine Vickers, ailelerin çocuklarına daha az TV izletip, onları daha fazla aktiviteye yöneltmelerinin önem taşıdığını söylüyor. Raporun yazarlarından Glasgow Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. James Paton da asıl sorunun TV izlemekten ziyade, hareketsiz yaşam tarzı olduğunu belirtiyor ve "Oturmuyor olmak sizi derin nefes almaya sevk ediyor ve bu da uzun vadede önem taşıyor olabilir." diye ekliyor. Thorax dergisinde yayımlanan çalışma, 0-11 yaş arası 3 bin İngiliz çocuğun sağlık durumuna ilişkin gözlemlere dayanıyor. Ebeveynlere de yılda bir kez çocuklarında nefes darlığı benzeri Kaynak: www.bbc.co.uk Beyin Tarayıcıları Hafızayı Okuyabiliyor İnsanlar, etrafta dolaştıkça, lokasyon hafızasını, fiziksel ve görsel alanlarda yaratıyorlar ve tüm bu bilgiler, beyin taramalarında görülebiliyor. Araştırmacılar ve araştırmaya katılan gönüllüler "görsel gerçeklik düzeneği"nin içinde hareket ederken, "mekana ait hafıza"yla ilgili beyin aktivitelerini takip ettiler. Yeni araştırmalar, hafızanın devamlı bir düzende kaydedildiğini göstererek, önceki bilimsel düşünceye meydan okuyor. University College - Londra da görevli Sinirbilimci Eleanor Maguire, "İlginç bir Şekilde, sadece beyin verilerine bakarak, görsel gerçeklik alanında nerede olduklarını öngörebiliyoruz. Başka bir deyişle, onların mekana ait hafızalarını okuyabiliyoruz." dedi. Maguire ve çalışma arkadaşları, navigasyon, anı hatırlama ve gelecekteki olayları tasavvur eden hipokampüse veya beynin küçük bir bölümüne odaklandı. Sinir hücreleri, hipokampüste faaliyet gösteren ve etrafta dolaşırken, insanlara nerede oldukları hakkında bilgi veren "mekan hücreleri" olarak biliniyor. Farelerle yapılan önceki çalışmalar, hipokampüse odaklanmış ve en fazla düzinelerce aktiviteyi ölçmüştü. Bu araştırmalar, beynin hafızayı devamlı bir düzende kaydetmediğini öne sürmüştü. Ancak yeni araştırmada uzmanlar, binlerce sinir hücresini incelediler ve böylece, daha geniş bir düzen yakalama Şansı elde ettiler. Uzmanlar, "İnsanların hafızalarını nasıl kaydettiğini anlamak, bilginin hipokampüste nasıl işlemden geçtiğini öğrenmemizde ve hafızanın Alzheimer gibi hastalıklarla nasıl zarar gördüğünü anlamamızda kritik önem taşıyor." dediler. Kaynak: www.livescience.com 18 Yolculuk