
Şiir - Beste Ilişkisi
Şiir - Beste Ilişkisi Bizi ezgileriyle hüzünlendiren, kimi kez de yüreğimizi yaşama sevinciyle dolduran müziklerin altında, hangi Şairin yürek kıpırtılarının olduğunu, çoğu kez düşünmeyiz bile. Bunun böyle olması doğal. Çünkü müzik, Şiirin aksine, bir kitle sanatıdır. Yediden yetmişe hepimiz müzik dinleriz. Kimimiz pop müzikten, kimimiz klasik müzikten hoşlanırız ama mutlaka müzik dinleriz. Şiir için aynı Şeyi söylemek mümkün mü? Elbette hayır. Hatta Şiirden hoşlanmadığını açık açık söyleyenler bile vardır. Şiiri anlamadığını, bu yüzden de uzak durduğunu söyleyen akademisyenlere rastlarsanız Şaşırmayın. Onlara, Şiirin anlamakla değil, sezgiyle ilintisi olduğunu anlatmaya çalışmak boşunadır. Kimileri de halk Şiiri geleneğinden başka Şiir bilmemekte, tanımamakta, tanımak da istememektedir. Modern Şiir, bu kişilere bir Şey ifade etmez. Buna karşın, modern Şiirin kimi adlarını tanırlar ve onlara saygıları vardır. Nazım Hikmet, Ahmed Arif gibi birkaç ad dışında da habersizdirler. Bir de medyatik olanları bilirler ki beğenilerini belirleyen de budur zaten. Özellikle görsel kültürün baskın olduğu günümüzde, duygusunu abartıp, sözcükleri eğerek bükerek Şiir okuduğunu sanan kişileri televizyon ekranından izleyebilenlere Şaşırıyorum. Benimse yüzüm kızarıyor, utancımdan içim daralıyor, izleyemiyorum. *** Kimileri, müziğin Şiirleri yaygınlaştırdığını ve böylece Şiirin yararına bir iş yapıldığını savunurlar; ama Şiirden alıp götürdüğü üstünde fazla durulmaz. Öteden beri tartışılan bir konudur bu. Sanatın yaygınlaşmasını isteyen iyi niyetli kimileri, Şiirlerin bestelenmesine sıcak bakar; dahası, sevdiği Şairlerin Şiirlerinin bestelenmesinden haz duyarlar. Kimi Şiir yazanlar da benzer duygudadırlar. Şiirlerini müzisyenlere gönderenlerin sayısı o kadar çoktur ki... Doğru mudur, tevatür müdür bilemem ama, Şöyle bir anekdot vardır: Bir gün Cemal Süreya, iki kitabını birden yayımlayan yayınevine uğrar. Kitapların basımından çok kısa bir süre geçmiştir. Niyeti, elinde kalmadığı için birkaç kitap almaktır. Yayımcılar, "Cemal ağabey, senin kitaplar bitti." derler. Süreya, Şöyle bir durur, "Yapmayın yahu, ben o kadar kötü bir Şair miyim?" der. Cemal Süreya nın Şiirlerinden birini Zülfü Livaneli bestelemişti ve Şair bundan memnundu. Bir Şiiri birkaç yüz kişi biliyor, okuyor olmasına karşın, aynı Şiirin bestesini milyonlarca kişi dinliyor. Şiirden hoşlanmadığını söyleyenler bile dinliyorlar. Yazı: Ahmet Telli Şiirlerin bestelenmesine büsbütün karşı mıyım, elbette değil. İzledik, günümüzün önemli genç müzik adamı Fazıl Say, Nazım Hikmet in Şiirlerinden seçtiklerini çok güzel sundu besteleriyle. Fazıl Say ın, Nazım dan sonra Metin Altıok a ve Aşık Veysel e de uzandığını görüyoruz. Bunlar, Şiir ve müzik ilişkisini yerli yerine oturtan saygın örneklerdir. Keşke bu örnekler çoğalabilse yetkin ellerde ama olmuyor. Alaturka besteler daha Şanslı oldu. Pop yahut "özgün" (ne demekse) besteler için aynı Şeyi söylemek güç. Özellikle 70'li yıllardan sonra, furya halinde bestelendi Şiirler. Nazım Hikmet in, Ahmed Arif in, Enver Gökçe nin, Hasan Hüseyin in Şiirleri adeta yağmalandı. Bunlardan kaçı belleğimizdedir bugün? Ünlü ve saygın Şairlerin Şiirlerine tasallut eden bestecilerin çoğu, kendilerinden çok, Şiirin yaygın ve saygın beğenisine güven duydukları için besteleme yoluna gittiler. Bunların bir kısmı, nota bile bilmiyordu. Şiirlerin içeriğinin beste için yeteceğini sanıyorlardı. Aslında sözlü kültürden kopamayışın etkilerinin bir sonucudur bu. Kitap okumayan, hele hele Şiir nedir bilmeyen toplumlarda, kaçınılmaz olarak bu türlü söze dayalı pratikler sürüp gidiyor. *** Güfte yahut Şarkı sözü diyebileceğimiz örneklerle, Şiirin karıştırıldığına da tanık oluyoruz zaman zaman. Güfte, bestelenmesi için yazılan manzumelerdir yahut bir beste üstüne oturtulan sözlerdir. Ev kadınından profesöre kadar herkesin, yazmak istediği ve yazdığı bu metinler, beste yapan müzisyenlerin adreslerine yağmur gibi yağar. Bunlara bir diyeceğimiz yoktur. Onların pespayeliği, birbirine benzerliği, sulandırılmış olmaları, komik ve sıradan olmaları sosyolojik bir olaydır. Kitle kültürü, alt kültürlerden beslendiği sürece de böyle sürüp gidecektir bu. Her beste, Şiirle uyuşamaz ama Şarkı sözüyle uyuşabilir. Gerçi Şiir değerinde Şarkı sözleri de vardır; ama bu örneklerden yola çıkarak, her Şarkı sözünün Şiir olabileceği düşüncesine varılmamalıdır. *** Uzun süredir moda oldu: Sazını kucağına yatırıp Şarkısını okuyan kişi, hızını alamayıp arada bir de bestelediği bu metni, Şiir olarak okuyor. Kelimelere yüklenerek, ezerek büzerek, duyguyu abartarak okuduğu Şiir, Şiir olduğundan utanıyor sanki. Onlara hep Şöyle diyesim gelir: Kıymayın efendiler, Şiire kıymayın... 10 Yolculuk