Bahar Rehberi

Bahar Rehberi


Editörden Bahar Rehberi Mevsimlerin karıştığı, baharı kışı birbirinden ayırmanın zor olduğu Şu günlerde, bilinçaltımızda her Şeye rağmen yaşanan bahar coşkusuna hayır demek mümkün mü? İster mart kapıdan baktırsın, ister kazma kürek yaktırsın; bir tomurcuklanan çiçek gördük mü, yeşeren bir dalı fark ettik mi, içimiz dolacaktır bahar coşkusuyla... Kış boyunca pek çoğumuz evlerin içine, sıcak mekanlara tıkılıp kalmışken, içindeki gezgin ruhu kış boyu dindirmekte zorlananlar için bahar ayları, artık hareket zamanının da geldiğinin sinyallerini vermektedir. Kışın zorlu Şartlarında gezme planlarını erteleyenler, baharla birlikte göçmen kuşlar gibi uçmak ve yeni keşifler peşinde koşmak isteyeceklerdir elbet. Bahar aylarının en keyifli yanı, yaz dönemindeki gibi aşırı sıcakların insanı boğmaması sayesinde, memleketimizin birbirinden farklı coğrafi özellikler taşıyan yerlerinde gezme fırsatı sunmasıdır. Bu sayede, belki çoğunlukla ertelediğiniz yerleri gezebilir, belki de içinizde aşırı sıcaklarda uyanan o deniz kenarına gitme isteği yoğun olmayacağı için dağlara, doğaya ya da kültüre, tarihe doğru bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Bugüne kadar, yaz demeden, kış demeden Anadolu nun her yerinde, her koşulda ve özellikle o bölgelerin karakteristik özelliklerini taşıyan mevsimlerinde bulunmaya özen gösterdik. Geçen ay, kara kışın ortası denen dönemde, yani Şubat ayında, bölgenin karakteristiği diyerek Erzurum a doğru yola koyulduk koyulmasına ama bilmiyorduk yanımıza aldığımız kat kat kalın kazakların hiçbirini giyemeyeceğimizi ve yolların kapandığı haberlerinin eksik olmadığı Erzurum da Erzurumlularla birlikte oturup, kar yağsın diye dileklerde bulunacağımızı. Acı ama gerçek, gün geçtikçe, mevsimler hızla değişiyor. Küresel ısınma ile birlikte değişen coğrafi koşullar, ileride bir gün, erteleyip durduğumuz yerleri hiç de umduğumuz gibi bulamamamıza neden olabilir. Bir insan ülkesinde ne kadar çok yer görür, ne kadar çok yeri gezer, ne kadar çok insanla tanışırsa o kadar çok yere ait olur ve o kadar çok, bu topraklara sahip çıkar diye düşünürüm. O zaman, suyu azaldığı için eskisi kadar tarım yapamayan ve gelecekte ne olacağını kara kara düşünen köylünün durumunu kendi durumu sayar; sular kirlendiği için kaçıp giden kuşların, yok olan balıkların ve bitkilerin endişesini daha çok yaşar insan diye düşünürüm. Belki de o yüzden, bu yazıyı yazma isteğim; belki de o yüzden, bu bahar herkesin sırt çantasını hazırlayıp yola düşmesini isteyişim. Şu an bizi doyuran, kollayan, bizlere kol kanat geren ve ev sahipliği yapan bu topraklara olan borcumuzun en azından bir kısmını, onu koruyarak ödeyebiliriz. Bunun için işte, önce onu gerçekten tanımak için yola düşmeli, sonra gözlerimizle gördüğümüz yok oluşa karşı, hep birlikte dimdik durabilmeliyiz. Hem bu topraklar için hem de geleceğimiz için... Ceyda Taşdelen Yayın Yönetmeni