
14 Şubat Dünya Sevgililer Günü
14 Şubat Dünya Sevgililer Günü Modern hayattaki sosyal ilişkiler, daha çok, kişinin kendi "ben"ini mutlaklaştırmasına dayanıyor. Ters bir işleyiştir bu; üretim ilişkileri kolektifleşirken, birey, gittikçe yalnızlaşan ve gittikçe kendi yaşamını biricikleştiren noktaya sürükleniyor. Böylece sistemin dişlilerinden olup çıkıyor. Bu yabancılaşmanın sonucu olarak, akıp giden hayatın anlamı da, neşesi de örseleniyor. Birey, tüketimin bir nesnesi durumuna indirgeniyor çünkü. Tüketirken tükenmek de diyebiliriz buna. Tüketimin cazip kılınması yolunda sistemin, ikna edilmeye hazır kitlelere sunduğu özel günler, Anneler Günü, Babalar Günü vs. toplumsal hayatta birer ritüel olma durumunu kazandı. Bunlardan biri de 14 Şubat taki Sevgililer Günü... Bu özel günlere, tüketimi pompalaması nedeniyle karşı çıkmamız ne kadar doğrudur? Karşı çıkmak yerine, bu güne, kendimize ilişkin renkler kazandırmanın daha anlamlı olduğuna inanıyorum. Çünkü artık bu özel günler, hayatımızdaki yerlerini almışlar ve çoğu insanın bir diğeriyle kurduğu ilişkide önem kazanmışlardır. 14 Şubat Sevgililer Günü nün geçmişini, tarihini düşünmeye, sözgelimi Aziz Valentin e kadar, hatta milattan önceye kadar uzandığını bilmeye gerek var mıdır? Özel olarak bilmek isteyenler, araştırıp öğrenebilirler ama geniş kitleler için bunun bir önemi yoktur. Olması da gerekmez. Önemli olan, bizim, bu günü anlamlandırdığımız biçimiyle yaşamaktır. Doğru olan belki de budur. Ama yine de "sevgili" sözcüğüyle, sözgelimi Karacoğlan ın Şu dörtlüğündeki "sevdiğim" nerede ayrılır, nerede aynılaşır? "Gel sevdiğim sığınalım Süphan a Yavru Şahin derler avın kapana Meze olsun al yanaktan öpene Ah-ü zarım tatlı dilinde kaldı" Yahut yine Karacoğlan ın Şu güzelim dörtlüğünde, "sevdiğim" sözü, hangi duyguyu dillendirir? "Ala gözlerini sevdiğim dilber Seni görmeyeli göresim geldi Altın kemer sıkmış belini Usul boylarını sarasım geldi" "Sevgili" kavramı bir ilişkiyi, "sevdiğim" sözcüğü ise ilişkinin tek tarafındaki duyguyu dillendiriyor gibi. Nazım Hikmet in "Tahir ile Zühre Meselesi" Şiiri geliyor aklıma. Bu Şiirin son dizeleri Şöyle: "Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi Şart mı? Yani Tahir i Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden" Yazı: Ahmet Telli İnsanlığın en uzun öyküsüdür aşk. Bilimin, sanatın, çağların değişip gelişmesine yol açan da odur. Bu yüzden, insanın insana ayıracağı her anın bir değeri olmalı. Tüketim ahlakının bir sistem olarak dayattığı yabancılaşmanın ortasında sevgiyi, sevgiliyi yücelten Sevgililer Günü nü, sevgi için bir olanak haline dönüştürebilmeliyiz. Son günlerde okuduğum bir kitap, "Aşkın Rengi Siyahtır". Şair Namık Kuyumcu nun biraz popüler tarzda da olsa, bu kitabından Şu cümlenin altını çizmişim: "Aşk; kural, mülkiyet, aidiyet, huzur, dinginlik, güven, rahat tanımaz..." İşte, insanı huzursuz eden bir cümle. Huzursuz ediyor ama gerçek. Mutluluğu ararız ya, işte bu mutluluk arayışını allak bullak ediyor Namık Kuyumcu nun sözleri. Aşk, biraz da mutsuzluğu göze almak değil midir? Ne diyordu Cemal Süreya: "Kim istemez mutlu olmayı Mutsuzluğa da var mısın" Taşrada yahut taşralı duygusuyla kentte yaşayanlardan kimileri, evlenmeye karar verince, onlar için ayrılan "gelin arabası"nın plakası, "mutluyuz"dur. Keşke bu kadar kolay olsaydı mutlu olabilmek. Kaldı ki mutluluk bağırılarak yaşanmaz ki... İnsanın, sevdiğiyle birlikte zamanı ve mesafeleri unutabilmesindeki büyülü "saadet", mutluluk sayılabilir belki. Yine de mutluluk bir süreç değil, anlar toplamı olsa gerek. Bu anların da bir süreç olduğunu düşünebilir insan. Olsun... İşte bu anlardan herkesin kendi payına düşeni yaşayabilmesi için bir fırsattır "Sevgililer Günü." Sevgililer Günü nde pahalı hediyeler almak yerine, ta yürekten gelen sahici bir "seviyorum seni" diyebilmek ne güzel. Pırlanta yüzük kırılabilir, güller solar ama sözler, durmadan esen, ılık ılık esen rüzgarlar gibidir. Aragon un "Mutlu Aşk Yok ki Dünyada" Şiirinden bir bölümle kutlayalım sevgilileri: "Acılara batmamış bir aşk söyle bana Yıkmamış kıymamış olsun bir aşk söyle Bir aşk söyle sarartıp soldurmamış ama İnan ki senden artık değil yurt sevgisi de Bir aşk yok ki paydos demiş olsun gözyaşlarına Mutlu aşk yok ki dünyada Ama Şu aşk ikimizin öyle de olsa" 16 Yolculuk